Kapat
Araştırmalar 4 0

Dosya: Arz-ı Mev’ud’dan Dünya Hakimiyetine Siyonizm ve Yeni Dünya Düzeni

Siyonizm nedir ve neden bizi çok yakından ilgilendirmektedir? Şu gerçeği açıkça ifade etmek isterim ki, bu yazının amacı ne antisemitizmi körüklemek ve ne de Yahudi aleyhtarlığını yaymak değildir. Gayemiz, bütün dünyayı olduğu gibi, ülkemizi de tehdit eden ve emperyalist emeller taşıyan Siyonizm saldırganlığına dikkati çekmektir.

Siyonizm

Yoksa, ne Musevi vatandaşlarımızla ve ne de dünya Yahudileriyle hiçbir alıp veremediğimiz yoktur. Onların dini onlara, bizim dinimiz de bizedir. Bu dünyada herkes inancında ve inandığı gibi yaşamakta serbesttir. Kimsenin kimseyi, yaratılışta sahip olduğu, inancından ve inandığını yaşamaktan dolayı kınamak hakkı yoktur. Herkes kendi hesabını huzur-u ilahide kainatın sahibi olan Yüce Allah’a verecektir. (O’na inanmasa da..)

Bizim amacımız, gençliğimizi zararlı akımlardan koruyarak, onlara milli tarih şuurunu aşılamaktır. Kendi öz kültüründen koparılan milletimiz ve özellikle gençliğimiz, Batı kültürünün ayrılmaz bir parçası olan şehvet ve inkar bataklığına sürüklenmektedir! Kafası fikir ve düşünceden arındırılmak istenen inançlı gençliğimiz, fuhuş ve uyuşturucunun acımasız ve korkunç yüzüyle karşı karşıya getirilmek suretiyle elim bir felakete doğru sürüklenirken, öte yandan da 1000 yıldan beri aynı coğrafyada ve aynı bayrak altında yaşayan insanların arasına bölücü fikirler sokarak, fitne ve fesat karıştırmak suretiyle onları birbiriyle vuruşturup, kavga ettirmekle, kendisi için büyük yararlar gören dış güçlerin gizli ve karanlık oyunlarını ve bu oyunları tertip edenlerin karanlık emellerini anlatmayı kendimize bir görev biliyoruz.

Siyasal Siyonizm ve Theodor Herzel

Siyonizm Theodor Herzl

19. asırda Theodor Herzel tarafından ortaya çıkarılan siyasal Siyonizm, Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışındaki en büyük amillerden birisidir. Sultan Abdülhamid’den Filistin’den toprak isteyen ancak istediğini alamayan Herzel, masonluğun mimarlarından Emanuel Karasso ile yaptığı gizli görüşme ile Sultan 2. Hamid’in Osmanlı tahtında kaldığı müddetçe, Siyonizm’in emellerinin tahakkuk ettirilemeyeceğini ve dolayısı ile Sultan Abdülhamid’in bertaraf edilmesi lazım geldiği hususunda anlaşmaya varmışlardır.

Selanik’te avukatlık yapan Emanuel Karasso da Siyonizm’in şefinden aldığı bu talinat üzerine harekete geçmiş ve ittihatçılarla işbirliği yaparak büyük bir gizli faaliyet başlatmıştır. Bu gizli ve yıkıcı faaliyetler sonunda 31 Mart Olayı tertiplenerek Sultan Abdülhamid tahtından indirilmiş ve akabinde de kısa zamanda Osmanlı İmparatorluğu tarihten silinmiş ve Theodor Herzl’in arzusu yerine getirilerek Filistin’de Yahudi Devleti kurulmuştur. 1948 yılından buyana milyonlarca Filistin’li evsiz, barksız ve vatansız bırakılmıştır. Bugün her saat Israil tankları, kendilerini sapantaşlarıyla savunan Filistinli çocukları hedef seçerek bombalamaktadırlar. Şu anda dünyanın gözleri önünde büyük bir zulüm işlenmektedir. Bu zulme ve haksızlığa kim dur diyecektir!?

Tarih boyunca siyasal, ekonomik ve kültürel saldırılara maruz kalan müslüman milletimiz, bugün de çeşitli entrikalarla gırtlağına kadar borca sokulmuş ve 80 milyona yaklaşan insanımız bugün sefilleri oynamaktadır. Ülkenin siyasal, ekonomik ve kültürel hayatı da dış güçler tarafından yönlendirilmek istenmektedir. Yabancı sermayenin kontrolü altına sokulan ekonomimiz, yabancı ülkelerin insafına bırakılan teknolojik kalkınmamız, Türk diliyle bilimsel araştırma yapılamaz diyen zihniyete terk edilen eğitim ve öğretim kurumlarımız, asrın vebası olan uyuşturucunun ve fuhşun bataklığına terk edilen gençliğimiz ve topyekün kaosun eşiğine getirilen sosyal hayatımız. İşte bütün bu olumsuzlukların arkasında, ilahi dinleri alet edip çeşitli ideolojiler üreterek çıkar sağlamak isteyen Siyonizm vardır.

“Arz-ı Mav’ud’dan Dünya Hakimiyetine Siyonizm ve Yeni Dünya Düzeni” adını verdiğim bu yazı dizisinin yegane gayesi doğruları sağlam kaynaklardan araştırarak gerçek boyutuyla ortaya koymaktır.

Bugün bütün dünyayı korkunç bir ahtapot gibi saran ve Ortadoğu’yu bir kan denizi haline getiren Siyonizm, İsrailoğullarının binlerce yıllık Arz-ı Mev’ud hayalleri olup, dini ve siyasi Siyonizm olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Birinci aşaması dini Siyonizm, ikinci aşaması ise siyasi Siyonizm’dir. Dini Siyonizm, Kur’an-ı Kerim’de onlarca surede ve yüzlerce ayette bize bildirilen Israiloğullarının altın buzağıya taparak Allah’ı inkar etmeleri ve bir çok peygamberi öldürerek, bu isyanda ayak diretip ısrar etmeleri ve kendilerini asarette bulundukları yerlerden toplayarak Filistin’e götürüp yerleşilme beklentileridir. Aynı zamanda koyu bir Yahudi ırkçılığı manasına da gelen Siyonizm, Allah’ın gazabını üstüne yüklenmiş bir millet olarak vasıflandırılan Israiloğullarının bütün dünyaya hakim olma düşüncelerine verilen isimdir.

Ilk olarak kendi öz kardeşini öldürmek için kuyuya atmakla bir terör faaliyetine girişimleriyle bize bildirilen ve Kur’an-ı Kerim’in, gazaba uğramış bir millet olarak bize tanıttığı İsrailoğulları, ilk isyan ve inkarlarını Musa Aleyhisselam zamanında ortaya koyarak, peygamberlere ve vahye karşı olan düşmanlıklarını açıkça ilan etmişlerdir. “Biz senin tanrını apaşikar gözümüzle görmedikçe, ona asla inanmayız” diyerek açık bir inkarın içine giren Ben-i Israil, bugünkü pozitivizmin de temellerini binlerce yıl önce atmış oldular. Esasen pozitivizmin kuramcısı da bir Fransız Yahudisi olan Auguste Comte değil midir?

Siyonizm ve Sahte Mesihler

Siyonizm

Kendi ırklarından mübarek bir peygamber olan Hazreti Süleyman ile de yıldızları barışmayan Israiloğulları, Allah tarafından kendilerine gönderilen semavi kitaplara sırt çevirerek, kökeni Mısır’ın sihirbaz ve büyücülerine dayanan ve hahamların mistik yorumlarından ibaret olan Kabbala’ya itibar ederek, kendilerini seçilmiş ve üstün bir ırk olarak gören İsrailoğulları, binlerce yıl Arz-ı Mev’ud hayaliyle yaşamışlar ve bu hayallerini gerçekleştirmek için bugün Filistin’de hakları olmayan bir toprağı ellerine geçirebilmek için kan dökmektedirler. Allah’a ve onun Peygamberlerine isyan eden hatta onları öldüren İsrailoğulları, binlerce yıl boyunca hep bir kurtarıcı bir Mesih beklemişlerdir. Nitekim kendi ırkdaşlarının bu beklentisini bilen bir kısım hahamlar ortaya çıkarak zaman zaman Mesihlik iddiasında bulunmuşlardır. Şu meşhur Izmir’li Haham Sebatay Sevi de bu sahte mesihlerden birisiydi.

Babil ve Roma işgal ve sürgünleriyle bütün dünyaya ve özellikle de Avrupa’ya dağılan İsrailoğulları, zamanla bütün bu yerlerden kapı dışarı edilerek, kovulmuşlardır. Son olarak da 1492 tarihinde Ispanya’dan kovulmuşlardı. Aynı tarihte Ispanya’dan kapı dışarı edilen Endülüs Müslümanları ile fazla ilgilenmeyen 2. Beyazıt, İspanya Yahudilerine kol kanat açarak onları Izmir, Selanik ve İstanbul gibi büyük şehirlerde iskan ettirmiştir. Osmanlı vatanında huzur içinde mutlu bir hayat ile asırlar geçiren ve İsrailoğulları olarak bildiğimiz Yahudiler, 19. asra kadar Osmanlıya sadakat içinde olmuşlardı. Ancak bu dönemde Theodor Herzel’in ortaya çıkışıyla birlikte bu sadakatlarını terk ederek, ekmeğini yedikleri Osmanlıya ihanet etmişlerdir. Başta Rusya ve Polonya olmak üzere bütün Avrupa’daki Yahudilerin Osmanlının yıkılması için harekete geçirmişlerdi.

Siyonizm’in Siyasallaştırılmasına Gelen Tepkiler

Siyasal Siyonizm’e gelince; koyu bir Yahudi ırkçılığı olan siyasal Siyonizm, her şeyden önce Yahudilerin dünya hakimiyeti için kafalarında taşıdıkları ütopyadır. Yahudilerin bekledikleri kurtarıcı Mesih uzun zaman gelmeyince Theodor Herzel isimli ırkçı ve fanatik düşüncelere sahip bir Yahudi ortaya çıkarak siyasal siyonizmi başlatmıştır. 19. Asrın ikinci yarısında ortaya çıkan Herzl, Yahudi devleti isimli bir kitap yazarak, Kudüs’te bir Yahudi devletini kurmayı amaçlıyordu. Herzl, Avusturya’daki bir gazetenin Paris temsilcisiyken, orada cereyan eden meşhur Dreyfüs Olaylarından da etkilenerek ırkçı duyguları daha da kabarmış ve Yahudilerin daha uzun zaman Mesih beklemeye tahammülleri yoktur düşüncesiyle bu geleneği yıkarak siyasallaştırmıştır. Herzel’in bu siyasallaşma düşüncesine Avrupa’daki ırkdaşlarından fazla bir ses çıkmazken, ABD’deki hahamlardan şiddetli bir tepki geldi ve bu tepkilerini şöyle dillendirdiler:

“Biz kendimizi bir millet olarak değıl bir din topluluğu olarak kabul ediyoruz. Bundan dolayı ne Kudüs’e dönmeyi ve ne de Yahudi devletinin kurulmasını kabul etmiyoruz.” dediler.

Siyasal Siyonizm bir çifte bağımlılık veya çifte vatandaşlık şüphesi yaratarak dünyanın bütün Yahudilerini bulundukları yerde tehlikeye atmıştır. 92 hahamın bir araya gelmesiyle kurulan Amerikan Judaizm Konseyi 1943’de Atlantic City’de bir Yahudi devletinin kuruluşunu protesto etmek amacıyla toplandığında şu bildiriyi yayınlanmıştır:

“Bir Yahudi bayrağı, bir Yahudi ordusu, Filistin’de bir devlet ve Amerika’da çifte vatandaşlık için Amerikan Yahudilerinin şartlanmasına “DUR” demenin zamanı gelmiştir. Bunlar hiç kabul edemeyeceğimiz şeylerdir. Yahudi kaderinin tarihinde yer alan evrensel anlayış içinde dünyanın bütün Yahudilerinin durumları ve emniyeti ile ilgiliyiz. Aktüel Siyonizmin programı belirleyen siyasi yönlendirmesi ile bağlı kalamayız. Bunu arzu etmiyoruz. Öyle zannediyoruz ki Yahudi milliyetçiliği ırkdaşlarımızın bulundukları yerde tedirgin edecektir. İçinde yaşadıkları toplumlara ters düşecekler, nerede olurlarsa olsunlar bir dini topluluk halinde yaşamalarını emreden tarihi görevlerini yerine getiremeyecektir.” (Roger Garaudy)

Nizamettin Gümüş {Nizamettin Gümüş}

Okur Yazar Blogger. Siyasetten bahsetmeyi ve yazmayı sever. Memleketi Sinop’a tutkundur. Haber sitelerinde köşe yazarlığı yapar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir