Siyasal İslam ve Müslümanların Duruşu

Doksanlı yıllarda özellikle de 28 Şubat sürecinde Siyasal İslam olarak nitelendirilen bir olgu vardı. Bana sorarsanız siyasal değil CIA/saldı. Bu olgu bazı çevrelerin direk olarak Erbakan hükümetine, dolaylı olarak siyaset yapan samimi Müslümanlara karşı Islam’ı siyasete alet ediyorsunuz ithamıyla ortaya çıkmış, İrtica hortluyor, Şeriat geliyor teziyle desteklenmişti. Hedef ilk olarak İslam ve mütedeyyin Müslümanlardı. Bu söylem halkımızın lailik ve kemalizm ile olan bağını güçlendirmedi ama Fethullahçı Ilımlı İslam projesinin önünü açtı.

Siyasal İslam

Siyasal İslam, söylemi samimi duygular, halis niyetler ile ülkesine katkı sağlamak isteyen şahsiyetleri egale ederken her alanda Bukalemun gibi şekilden şekile giren, gözünde kutsallaştırdığı, tartışılmaz gördüğü Fethullah Gülen tipi Bahailik dinine mensup kişilerin siyaset sahnesinde yer almasıyla sonuçlandı.

15 Temmuz’u bizlere yaşatanların dini bir cemaat (!) olarak nitelendirilmesi Siyasal Islam’ın yaşattığı tahriflerin aynısını bugün de yaşatmak istiyorlar. Cemaatler tehlikeli, tarikatlar sorunlu algısı oluşturarak ülkemizin ana omurgası olan Islam’a saldırıyorlar. Bu saldırıyı dün irtica, şeriat geliyor diyerek Ilımlı İslam projesinin önünü açan dayatmacı laik kemalist kesim yapıyor. Amaç, Fetöcülerden boşalan boslukların doldurulması.

Siyasal İslam ve Ilımlı İslam

2013 yılında kaleme aldığım bir yazıyı sizlerle yeniden paylaşmak istiyorum. Dün yazdıklarımı bugün de yaşıyor olmamız tehlikenin ne kadar büyük olduğunu gosteriyor.

Günümüz dünyasına baktığımızda Hıristiyanlık ve Musevilik sosyal bir olgu olarak anlaşılırken İslam ise sürekli olarak siyasal bir konuma oturtuluyor.

Dünya üzerinde Batılı ülkelerin bu şekilde algılaması es geçilebilir ancak kendi ülkemizde de bu algının olması İslam’ın siyasallaştırılmasını çok kolaylaştırmakta.

Kendi dinimize karşı bu tarzda bir algı göstermemizin sebebi nedir?

Temel kanunlarımızın tamamını aldığımız Batı dünyası din algısını insanlar ile birleştirmiş, inançlarını her şekilde ifade etmişler ancak siyasi bir malzeme olarak kullanılmasına izin vermemişler. Mesela göreve başlamadan önce İncil üzerine yemin etmeleri paralarının üzerine “in god we trust” (Tanrıya güveniyoruz) yazmaları buna en güzel örnektir. Ayrıca devlet adamlarının papalıktan icazet almaları ayrı bir mesele..

Türkiye’de bir takım şahısların uyguladığı yasakçı politikaların ve bir takım şarlatanların dini farklı şekillerde lanse etmeleri bu durumun oluşmasına sebep olarak gösterilirdi. Yıllar boyunca siyasallaştırılmaya yönelik çalışmalara rağmen dini olgular yine kendi yerlerini buldu. Din artık eskisi gibi siyaset sahnesinde bir aktör olarak geçmiyor. Devlet adamlarımızın da dine ve din adamlarına bakışı değişti.

Ancak son günlerde yaşadığımız olaylar bu masum ve güzel havayı yerle bir etti. Yıllardır gözümüz gibi koruduğumuz kolladığımız sevdiğimiz saydığımız kişiler ve camialar din adına hareket ettiklerini söyleyerek din adına kandırıyormuş bizleri.

Hegomanyalarından kurtulmaya başladığımız zincirleri kırdığımız bugünlerde din adına hizmet edenlerin tavırları ve faaliyetleri İslam’ın siyasete alet edildiğinin en güzel örneği oldu. İslam’ı ve Müslüman’ı çirkin oyunlarına alet edenler yüzünden bugün geldiğimiz nokta bellidir.

Din adına hizmet edenler sadece din adına hizmet etsinler. Dini bütün Mütedeyyin insanlar yetiştirsinler ama devlet kurumlarını ele geçirmeye çalışmasınlar. Siyasete bulaşmasınlar.

Author: Nizamettin Gümüş

Okur Yazar Blogger. Siyasetten bahsetmeyi ve yazmayı sever. Memleketi Sinop'a tutkundur. Haber sitelerinde köşe yazarlığı yapar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir