Osmanlı Mahkemelerinde Şahitlere Güvenlik Soruşturması

Günümüz hukuk dünyasında herhangi biri kim olduğuna bakılmaksızın şahit (tanık) olabiliyor. Ancak Osmanlı’da bu durum böyle değildi. Osmanlı mahkemeleri şahitlere güvenlik soruşturması yapmadan kişilerin şahitliğini kabul etmiyordu.

Şahitlere güvenlik soruşturması

Osmanlı mahkemesinde kararlar çoğunlukla şahitlerin beyanlarına göre verilmekteydi. Yani yargılamada kullanılan temel delil şahitlik idi. O dönemde Osmanlı toplumunda okuma yazma oranı düşüktü ve yazı günümüzdeki kadar yaygın şekilde kullanılmıyordu. Osmanlı toplumu büyük oranda şifahi kültürün kulaktan kulağa aktarıldığı bir sosyal yapıya sahipti. Bu sebeple mahkemelerde şahitlerin sözleri çok önem arz ediyordu.

Yargılamanın temel delili şahitlik olunca şahitlerin doğru sözlü ve dürüst kimseler olması gerekiyordu. Aksi halde yalancı şahitlikle haksız kararlar verilir ve ortada adalet kalmazdı. Bunun için şahitlere güvenlik soruşturması yapılmaktaydı.

Şahitlerin adalet ve güvenirliklerinin soruşturulmasına tezkiye, bununla görevli olan kimseye de müzekki isimi verilmekteydi. Osmanlı mahkemesinde şahitlere güvenlik soruşturması naibler, mübaşirler, katipler gibi kadı yardımcıları tarafından yapılmaktaydı.

Şahitler, mahkemeye geldiğinde hakim karşı tarafa şahitlerin güvenilir olup olmadıklarını sorardı. Karşı taraf şahitlerin güvenilir olduklarını söylediği takdirde dava konusunu ikrar etmiş olur ve hakim söz konusu ikrara göre kararını verirdi. Fakat karşı taraf şahitlerin doğru söylemediğini ileri sürerse hakim şahitlerin güvenlik soruşturmalarının yapılmasını emrederdi.

“veraset müddeasına mutabık beyyine talebolundukta ceride-i zabıtta isimlerini kaydettirmiş olduğu Bağbaşı ahalisinden Atlı Bekir oğlu Mustafa bin Abdi ve Arap oğlu Hacı bin Ahmed nam kimesneler li-ecli’ş-şehade meclis-i şer’e hazıran olub tarafeyn muvacehesinde münferide istişhad olunduklarından müddei-i merkumun ha(?) veraset müddeasına mutabık eda-yı şehadet-i şer’iye itmeleriyle şahidan-ı merkuman olan usul-i mevzua’sına tevfiken bi-evrak-ı mesture Bağbaşı heyet-i ihtiyaresinden sırran ve ba’dehu Çukur Çayır mahallesi ahalisinden Termacı oğlu Şevket bin Osman ve Bağbaşı Mahallesinde Atlı Bekir oğlu Ömer bin Halil nam kimesnelerden dahi alenen lede’t-tezkiye adl ve makbulü’ş-şehade idükleri ihbar ve is’ar olunmadığın mucibince…”

Şahitler hangi sosyal kesime mensup iseler orada haklarında güvenlik soruşturması yapılırdı. Mesela, öğrenci iseler okuldaki öğretmenlerinden, asker iseler komutanlarından, memur iseler amirlerinden, esnaf iseler ustalarından ve esnaf teşkilatlarından, başka sınıflardan iseler mahalle veya köylerindeki güvenilir kişilerden bilgi toplanırdı. Şahit misafir ise ve bulunduğu yerde kendisi hakkında bilgi alınacak güvenilir kişiler yoksa memleketindeki hakim aracılığıyla soruşturması gizli ve açık olarak yapılırdı.

Bu konu ile ilgili Abdullah Demir’in Osmanlı Mahkemeleri adlı eserini okuyabilirsiniz.

Author: Nizamettin Gümüş

Okur Yazar Blogger. Siyasetten bahsetmeyi ve yazmayı sever. Memleketi Sinop'a tutkundur. Haber sitelerinde köşe yazarlığı yapar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir