Panteizm Dini Etrafımızı Sarıyor

Emin olun bu yazımda yazdıklarımı okuduktan sonra zihninizde bambaşka çağrışımlar oluşacak. Panteizm kelimesini daha önce duydunuz mu? Duymadıysanız veya hakkında fazla bir bilginiz yoksa kısaca, doğanın ve bütün canlıların Tanrı’dan bir parça taşıdığına yani aslında her canlının bir Tanrı olduğuna inanılan din veya inanç. Örneklersek, insan Tanrıdan bir parça taşır. Böylelikle insan da bir Tanrıdır. Panteizm öğretisi dünyada kendisini farklı isimlerle gösterir. New Age, Kabalizm ve Islam’da ise maalesef Tasavvuf içerisinde yer bulmaktadır.

Panteizm

Yazıya Panteizm ile başlamamın sebebi Müslümanlarda dahil olmak üzere yeryüzünde yaşayan herkese karşı hem dini hem ekonomik hem de sosyolojik olarak büyük bir savaş açılmış olmasıdır. Biz Türkiye’de yaşanılan bu savaşın daha çok dini ve sosyolojik boyutlarıyla karşı karşıya kaldık. Peki bu kadar önemli olarak değerlendirdiğim bu tehlike nedir?

Tek Dünya Devleti ve Tek Dünya Dini

Dünyada 43 bin çok uluslu çalışan şirket var. Bu 43 bin şirketin sahibi ise 1318 şirket. 1318 şirketin sahibi 147 dev şirket. 147 şirketi yöneten bir kaç yüz kişi!

Okuduklarını anlamanıza yardımcı olayım. Dünyada dönen ticaretin %60 oranını 147 şirket aracılığıyla sayısı 300 kişiyi geçmeyen kodamanlar yönetiyor. Bizlerin süpergüç olarak nitelediği devletleri ve bu devletlerin siyasi, ekonomik ve sosyal politikalarına bu şirketler yön veriyor. Kısa tabir ile dunyayı 147 şirketi yönetenler yönetiyor.

İşte tirilyonlarca dolarlık paraya hükmeden büyük devletlerin politikalarına yön veren bu kodamanlar topluluğunun yegane amacı Tek Dünya Devletini kurmak ve yeryüzünde Tek Dünya Dinini hakim kılmak. Böylelikle kendileri için koşulsuz şartsız çalışacak köle ordular oluşturmak. İnanmıyor musunuz? Öyleyse okuyun;

Kim ne derse desin, tek dünya devleti kurulacaktır. Esas sorun, bunun rızayla mı, yoksa zorla mı olacağıdır” – ABD’li banker James Warburg, Senate Foreign Relations Committee, 1950. Warburg Ailesi, Amerikan Merkez Bankası (FED) sisteminin kurucularındandır.

Tirilyon dolarlık para gücünü kontrol etmek ve bunu elinde tutmaya devam edebilmek için bu zengin kodamanlar binbir çeşit hileye başvuruyor. Bunlardan biri de sözde yardım kuruluşları. Ford Vakfı, Carnegie Vakfı, Rothschild Vakfı, Rockefeller Vakfı, George Soros’a ait Açık Toplum Vakfı gibi kuruluşlar; “insan hakları”, “demokrasi”, “adil gelir dağılımı”, “eşitlik”, “adalet”, “çevre”, “kadın hakları”, “çocuk hakları” için mücadele eden kuruluşlar olarak bilinir. Afrika’nın elmaslarını hiç edeceksin sonrada çocuk hakları, gelir dağılımı saçmalıklarıyla kurtarıcı rolüne soyunacaksın.

Bu vakıfların, servetlerini kan ile, dolandırıcılık ile, akla gelebilecek her türlü ahlaksızlık ile elde etmiş ruh hastası sahipleriyse hayırsever (philanthropist) ünvanına sahiptir.
Bu sapık durum, dünyamızın gerçeğidir.
Bu sapık durumu hiçbir şey, Martin Scorsese’in The Wolf of Wall Street filmindeki şu sözler kadar güzel açıklayamaz:

Para size sadece daha iyi bir yaşam, daha iyi bir araba, daha lüks yiyecekler, ya da daha iyi bir kadın satın almaz. Aynı zamanda sizi daha iyi bir insan yapar!

Panteizm, Mistizm, Kabalizm, Okültizm, New Age gibi kavramlar burada hayatımıza giriyor. Onlar bizleri soyarken, bizleri çağdaş köleler haline getirirken uyanıp gerçeği görmemizi istemiyorlar. Zihinlerimizi mistik ve kült ögelerle işgal ediyorlar. Bunu da her toplumun inanış ve yaşayış biçimine göre projelendiriyorlar.

IŞİD Kötü Fethullah Gülen İyi (mi?)!

15 Temmuz sonrası Batı medyası Fethullah Gülen’i üstü kapalı ifadelerle koruyor. Bu normal, fakat beni en çok kahreden tablo yabancı haber sitelerindeki okuyucu yorumları.

Neredeyse tüm Batı insanı, Fetöyü hakkı yenmiş bir mazlum olarak görüyor. Sıradan Batılı insanlar Feto’yu; IŞİD, El-Kaide, Boko Haram zart zurt gibi gruplar karşısında son derece makul bir din bilgini olarak algılıyor ve savunuyorlar.

Tek Dünya Devleti meraklıları, tıpkı bizde olduğu gibi dışarıda da insanları aynı yöntem ile manipüle ediyor: “Bak karşıda cihatçı radikaller var, onların karşısında da bizim sevgi pıtırcığı Fetömüz var. O halde doğru din budur.”

Yukarıda da belirttiğim gibi Tek dünya devleti kurma gayesindeki küresel sermaye yıllardır ısrarla “tek din” pompalıyor. Bu tek dini; kimisine new age, kimisine panteizm, kimisine diyalog, kimisine kabalizm ismiyle veriyor. Fakat inandıkları şey isimleri farklı da olsa, özünde aynı oluyor.

Ezanı yeri geldiğinde kilisede “Eşhedü enne Muhammeden resulullah” kısmı olmadan okuyan diyalogcu Feto’cu tayfa, adeta kızın gönlünü kazanan dayak yemiş erkek edasıyla dünyada sempati topluyor.

Aynı el radikalleri besler, kan aktırır. Aynı el diğer yandan sufileri ve panteistleri besler, okullar, dernekler açtırır. Aynı el bir tarafın kestiği kafaların haberlerini yapar. Aynı el diğer tarafın icraatlerini “sevgi, aşk, kardeşlik” mesajlarıyla ve gülen çocuk fotoğraflarıyla süsleyerek haber yapar. Ve sonra da seni hakkında hiçbir bilgin olmayan konuda, vicdanından, duygularından vurur:

Gel bakalım diyaloğa, gel bakalım kardeşliğe…

Devam edecek inşallah..

Author: Nizamettin Gümüş

Okur Yazar Blogger. Siyasetten bahsetmeyi ve yazmayı sever. Memleketi Sinop'a tutkundur. Haber sitelerinde köşe yazarlığı yapar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir