Özlediğimiz İnsan Modeli ve Toplum

Gerçek bir Müslüman doğru bir insan modeli demektir. İnsanın kazandığı en değerli varlık imandır. Mü’min, İslamın getirdiği iman esaslarına inanan, yani kalbinde iman cevheri taşıyan kişi demektir. Doğru bir inanca sahip olmayan kalp, boştur, kötü düşüncelere açıktır.

Her iyiliğin başı Allah korkusu ve sorumluluk duygusudur. Allah korkusu ve sorumluluk duygusunun kaynağı imandır. İman, davranışlarımızı kontrol eden bir güç, bizi daima iyiliğe yönelten bir rehber, kötülükten sakındıran bir uyarıcıdır. Müslüman inanan insandır. İnanan insan, kalbinde Allah korkusu ve sorumluluk duygusu taşır, Böyle fertlerden meydana gelen bir toplumda huzur ve güven hakim olur.

Özlediğimiz İnsan Modeli Yoksa!

Özlediğimiz İnsan Modeli ve Toplum

Allah korkusu ve sorumluluk duygusu taşımayan fertlerin çoğaldığı, her türlü kötülüğün kol gezdiği, hak ve hukukun çiğnendiği, karşılıklı sevgi ve saygı, şefkat ve merhamet duygularının silinmeye yüz tuttuğu bir toplumda haksızlık, yolsuzluk ve hırsızlık olayları yaygınlaşır, her türlü soygun ve vurgun, hile ve yalan olağan hale gelir, kişisel menfaatler ön plana çıkar. Böyle bir düşünceye sahip olanlar yalnız kendileri için yaşarlar, çaresizlik içinde kıvrananlar onları hiç ilgilendirmez. Böyleleri için helal ve haram kavramlarının da bir anlamı yoktur.

Böyle bir toplum nasıl ayakta durabilir, varlığını nasıl devam ettirebilir? Çürük malzemeden sağlam bina olur mu?

Bu gibi insanların tolumda giderek çoğalması geleceğimiz açıdan son derece düşündürücü ve endişe vericidir. Haksızlıkları ortadan kaldırmak ve suç işlenmesini önlemek için herkesin peşine bir polis görevlendirmek mümkün müdür? elbette değildir. Mümkün olmadığına göre, kimsenin görmediği bir yerde insanı suç işlemekten hangi güç vazgeçirecektir.

Hele bu insan!

# Kalbi kararmış, vicdanı körelmiş, gözünü para bürümüş,
# Utanma hissini yitirmiş, nefsani arzularının esiri olmuş,
# Dini, milli ve insani değerlere sırt çevirmiş,
# Toplumun problemlerine karşı duyarsız,
# Başkalarının hakkına saygısı olmayan,
# Yaptığı kötülüklerin, işlediği suçların hesabının bir gün kendisinden sorulacağı kaygısını taşımayan,
# Sadece kendini ve kendi çıkarlarını düşünen bir kimse ise ne olacaktır?

Bazen suç ispat edilemediği için suçlu cezalandırılamıyor. Bazen de cezalar caydırıcı olmuyor. Bu ise, haksızlığa uğrayanların ümitsizlik ve çaresizlik içinde kıvranmasına sebep olur, suç işleyenleri de cesaretlendirir.

Böyle bir toplumda huzur, fertler arasında karşılıklı sevgi ve saygıdan söz edilebilir mi?

Toplumun düzelmesi, fertlerin düzelmesine bağlıdır. Bunun reçetesi dinimizin inanç esaslarında mevcuttur. En iyi çare, suç işlenmeden önleyici tedbir almak, kötülük daha düşünce halinde iken kişiyi bundan caydırmak, eyleme dönüşmeden o kimseyi kötü niyetinden vazgeçirmektir. Bu ise, herkesin kalbine polis görevi yapacak olan manevi bir uyarıcı yerleştirmekle mümkün olabilir.

Bu uyarıcı Allah korkusu olarak belirtilebilir.

Bir önceki İsmail Kahraman Che Guevara’ya Neden Karşı? adlı yazımı da okuyabilirsiniz.

Author: Nizamettin Gümüş

Okur Yazar Blogger. Siyasetten bahsetmeyi ve yazmayı sever. Memleketi Sinop'a tutkundur. Haber sitelerinde köşe yazarlığı yapar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir