Ülkemizde kadına şiddet mevzuları tartışıla dursun ben sizlere Osmanlı’da kadın hakları ile ilgi kısaca bilgi vermek istiyorum. Bu yazıyla Osmanlı’da kadın hakları var mı sorusunun cevabını bulacağız.

Osmanlı İmparatorluğu’nun kadınlara verdiği önemi ve adalet eşitliğini anlatan kısa bir adaletnameden bahsedeceğim. Adaletnamenin konusu zorla evlendirilen kadınlar ve yalancı şahitliğin meslek haline getirilmesidir. Günümüzde önü kesilemeyen zorla evliliğin Osmanlı’da bir cezası vardı.

Osmanlı’da Kadın Hakları ve Korunması

Adaletname kısaca şu şekilde tarif edilebilir; Yaygın bir hal alan bazı haksızlıkların padişah tarafından yasaklandığını halka ve görevlilere bildiren genel bir beyannamedir. Kanunnamelerde belirtilmiş olan hükümlere aykırı vergi toplanması, bid’at denilen sonradan ortaya çıkmış ve halka ağır gelen yükümlülükler, neşredilen bu tip fermanlarda yasakmanmaktaydı.

Adaletnameye örnek olarak, Kayseri beyine ve kadılarına gönderilen aşağıdaki adaletname bölgenin ileri gelen idarecilerinin insanların kızlarını, kadınlarını zorla evlendirmeleri ve bazı kimselerin yalancı şahitliği meslek haline getirmeleri sebebi ile çıkartılmıştır. Merkezi yönetim bu haksızlıklardan Kayseri sancakbeyi ve kadılarını sorumlu tutmaktadır. Oysa ki bir yere sancakbeyi ve kadı tayin edilmesinin amacı halka zulmedilmesine engel olmaktır.

Osmanlı'da kadın hakları

“Kayseri Beğine ve Liva-i mezbur kadilerine hüküm ki;

1. Haliya südde-i sa’adetimde şöyle istima’ olundu ki; taht-ı hükümetinizde subaşıdan ve sipahiden ve voyvodolardan ve naiblerden ve ahali-i vilayetden kudretlü olan kimesneler fukaranın kızların velileri rızası olmadın cebr ile istedikleri kimesnelere nikah etdürüb ve avretlerin boşadub muradları olduğuna tezvic edüb ve ba’zı eşirra dahi ba’zı kimesnelerin da’vasın satun alub yanlarınca bir nice zür şahidleri alub tezvir ve telbise nasb-ı nefs edüb anunla ma’işet edibbüb fukaraya müstevli olmağla hak müstahakkına vasıl olmayub bu tarikle nice kimesnelerin hakkı yazi’ olur imiş.

2. İmdi bir vilayete sancakbeği ve kadi nasb olunmakdan murad zalemenin zulmi re’aya üzerinde mündefi’ olub eyyam-I adalet-hümayunumda re’unumda re’aya ve beraya asude-i hal olmakdır. Şer’-i şerife muhalif vaz’ olmak sizin ihmalinizdendir.

3. Buyurdum ki, hükm-i şerifim varıcak taht-ı hükümetinizde olan bilad ve kasabatda ve bazarlarda bil-cümle mecma’-ı nas olan mahallede nida ve tenbih ve yasağ etdürüb subaşıdan ve sipahiden ve beğlerbeyi ve sancakbeği adamlarından ve naiblerden ve ahali-i vilayetden bir ferdi velilerinin rızası olmadın kimesnenin kızı tevzicine ve menkuhası tefrikına karışdırmayub ve da’vada medhali olmayan eşirrayı dahi kimesnenin da’vasına karışdurmayub anun gibi şirret ve şaka ile meşhur olub el da’vasın satun alub tezvir ve telbis ve yalan şehadet edenleri gereği gibi men’ ve def’ edib ba’det-tenbih men’ ve memnu’ olmayan zalimleri ele getürüb üzerlerine sabit olan mevaddı sicillat edüb sipahi olanı habs edüb ismi ve resmi ile arz edib sipahi olmayanları mukayyed ve mahbus suret-i sicilleri ile atebe-i ulyama gönderesiz.”

Bu konu ile ilgili Ekrem Buğra Ekinci’nin şuradaki yazısını da okuyabilirsiniz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir