Kapat
Pazar Yazıları 4 0

Cahit Zarifoğlu’ndan Müslüman Sanatçı Tasavvuru

Bu aralar elimde Mustafa Özçelik tarafından yayına hazırlanan Cahit Zarifoğlu Mektuplar adlı eser var. Kitapta güzel bir kavram olan Müslüman Sanatçı tabiri dikkatimi çekti.

Cahit Zarifoğlu tarafından Kadir Tanır’a yazılan bir mektupta geçen Müslüman Sanatçı ifadesi, günümüzde yaşanılan Islami Sanat tartışmalarına da yeni bir boyut kazandıracaktır. Yıllardır süregelen tartışmalara bir de bu mektubu okudultan sonra bakın.

Mektuptan önce mektubu yazan kişiyi tanımakta fayda vardır diye düşünüyorum. Bu nedenle Cahit Zarifoğlu’na ait bu kronolojik biyografiyi paylaşıyorum.

Cahit Zarifoğlu Kronolojik Biyografi

Müslüman Sanatçı

1.7.1940 : Ankara’da doğdu.

1947-1961 : İlkokul’a Siverek’te başladı. Kızılcahamam, Ankara, K. Maraş’ta ilkokul, ortaokul ve liseyi okudu.

1959 : K. Maraş’ta bir ders yılı ilkokul öğretmen vekilliği yaptı.

1961 : İ. Ü. Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne kaydoldu.

1962 : Açı dergisini çıkardı (1 sayı).

1964 : Yol dergisinde musahhihlik yaptı.

1967 : Bâb-ı Âli’de Sabah gazetesinde teknik sekreterlik yaptı. Dil kursu için Almanya’ya gitti (2 ay).

1968 : Migros teşkilatında kısa bir süre tercümanlık yaptı.

1969 : Hakimiyet gazetesinde teknik sekreterlik yaptı.

1970 : Turing Otomobil Kurumu’nda muhasebe yardımcılığı yaptı.

1971 : İ. Ü. Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi.

1972-1973 : İstanbul’da Özel Bilir Koleji’nde Almanca öğretmenliği yaptı. Dil kursu için yeniden Almanya’ya gitti (2 ay).

1973-1975 : Askerlik hizmetini tamamladı.

1975 : MKEK Eğitim şubesinde memur oldu.

1976 : TRT Gn. Müdürlüğü’nde mütercim sekreter olarak görev aldı.

1976 : Mavera dergisinin kuruluş çalışmalarında yer aldı.

1983 : TRT-İstanbul Radyosu’na atandı.

1984 : Türkiye Yazarlar Birliği Çocuk Edebiyatı Ödülü’nü aldı.

1986 : Suffe Yıllığı tarafından yılın sanatçısı seçildi.

7.6.1987 : İstanbul’da öldü.

Eserleri:

(İlk yayınlanış tarihlerine göre)
Şiir: İşaret Çocukları, Yedi Güzel Adam, Menziller, Korku ve Yakarış.

Hikâye: İns.

Çocuk Hikâyeleri: Serçekuş, Katıraslan, Ağaçkakanlar, Yürekdede ile Padişah, Gülücük, Ağaç Okul (Çocuklara Afganistan Şiirleri), Küçük Şehzade, Motorlu Kuş, Kuşların Dili. (Tamamı toplu olarak: Çocuklarımızla Atlara Biniyorduk)

Roman: Savaş Ritimleri, Anne.

Günlük: Yaşamak.

Deneme: Bir Değirmendir Bu Dünya, Zengin Hayâller Peşinde.

Tiyatro: Sütçü İmam.

Hakkında Çıkan Eserler:

1) Mavera, Cahit Zarifoğlu Özel Sayısı, Sayı: 129, Eylül 1987.

2) Yedi İklim, Sayı 5-6, Temmuz-Ağustos 1987.

3) Okuntu, Cahit Zarifoğlu Özel Sayısı, Sayı: 10, 2003.

4) Yürek Safında Bir Şair, Âlim Kahraman, Kaknüs Yayınları, 2003.
19.3.1979

Müslüman Sanatçı Tasavvuru

Tasavvur kelimesini biraz abartılı bulmuş olabilirsiniz. Lakin mektubu okuduğunuzda Cahit Zarifoğlu’nun muhatabını nasıl ilmik ilmik işlediğini ve Müslüman Sanatçı düşüncesine doğru yön verdiğini göreceksiniz. Buyrun işte o mektup.

Müslüman Sanatçı

Sevgili Dostumuz,

Yeni hikâyenizi ve mektubunuzu aldık. Teşekkürler.

Umarım bütün dostlar sıhhat ve afiyettedir.

Son yolladığınız hikâyenizi henüz okumadım. Yayımlanacak mı bilmiyorum. Ona Erdem ve Rasim karar verecekler daha çok. Ama sanıyorum uzunluğu yine bir engel teşkil edecek. 48 sayfalık küçücük bir derginin 15–20 sayfasını bir tek hikâyeye ayırmak çok zor. Sahiden kâğıt vs. sıkıntılar yokken uzun şeyler yayımlayabiliyor, ona göre de derginin sayfa sayısını ayarlamaya çalışıyorduk. Oysa şimdi 48 sayfa çıkarmak bile büyük problem. Topu 300 Tl olan kâğıt karaborsa da 750 liraya bile bulunmuyor. Bu yüzden geçen mektubumda sizi kısa hikâyeye özendirmek ya da varsa kısa hikâyelerinizi yollamanızı tembih etmek istemiştim.

Kitap konusunda bugünlerde yapacağımız hiçbir şey yok. Hepimizin kitapları yeniler, eskiler ve bir takım tercüme ve telif sair eserler (20 civarında) yayımlanmayı bekliyor. İnşallah çemberi yaracağız. Ne gün ne zaman bilmiyorum.

Siz bugünlerde bir şey olacak diye değil fakat, genel olarak, prensip olarak kitaba hazırlanın. Geçen mektubumdaki sözlerimi böyle değerlendirin.

Kitaba yayımlanmış hikâyeler alınır. Dergi okuyucusu ile kitap okuyucusu farklıdır. Dergi okuyucusu da kitabı, dergide okumamış gibi olur.

Kitaba girecek hikâyelerinizi siz kendiniz saptayın. Çıkan hikâyelerinizi keserek bir dosyada, kitapta vermek istediğiniz sıraya göre muhafaza edin. Bunların içine elbette yayımlanmamış hikâyelerinizi de koyabilirsiniz. Bu arada en önemlisi, yayımlanmış ya da yayımlanmamış şimdiye kadar yazdıklarınızın kitaba alınıp alınmamasına karar vermek, hacim olarak, kitaba alabilmek ölçü değil elbet. İlkin bir araya toplayın. İleride bir zaman ele alırız.

Esas belki hikâyeleriniz üzerine konuşmalıydık. Benim fazla anladığım bir konu değildir edebiyat. Söylediklerimin hepsi bir tür sezgilerdir. Tabii bu; tutarsız şeyler söylüyorum anlamına gelmez.

Sizin hikâyeleriniz için de aynı metodla söylüyorum. Yabani hikâyeler. Kapalı. Kendi çizdiğin bir çemberin içinde gelişiyor her şey. Adeta kapalı bir sanat. Buna taşrada olmak neden olabilir. Mahdut şeyler okumak sebep olabilir. Diyelim ki ısrarla Dostoyevski okumak gibi. Bunlar, Bunlar, çok iyi kullanabilirseniz avantalarınız olabilir. Özellikle, yabaniliğin, naifliğin ve kapalılığın kendine özgü bir üstünlük kazanmanız halinde. Ama gelişme olmaması halinde yozlaşıp kalabilir. Henüz iyi bir hikâyeci değilsiniz. Fakat içinizde, biraz derinde o iyi hikâyeci oturup duruyor. Onu ayağa kaldırmak için(memur gibi) durmadan yazacaksınız ve söylenen hiçbir şeye aldırmayacaksınız. Kontrol etmeniz gereken şeyler olabilir. Menfilerin cazibesine kapılıp gitmeyin. Kötüyü anlatmak çok kolaydır. Buhran ve huzursuzluğu, kepazeliği, gönül tutkusunu, küçücük ilişkilerdeki rezilliği anlatmak çok kolaydır.

Müslümanları yüreklendirecek şeyleri, yüreğin güzelliklerini, sevgi ve şefkati, merhameti, yiğitliği, şerefi, umut ve gururu, inanmış kalbin gururunu, bunları, hem de zıtlarıyla anlatma kolaylığını tercih etmeden, doğrudan doğruya kendilerini anlatarak anlatmaya çalışın. Teşhir etmeyin, aksine örtün, ayıpları ortaya dökmeyin.

Bu açıdan edineceğiniz yazarlık edebinin ipuçları eski eserlerdedir. O nedenle okuyun, İmam-ı Şarani, Mevlana, Yunus, Reşahat, Eşrefoğlu Rumi…İpuçları, sırlar, edep, adap oralarda ve hadislerde. Batı tipi şiir, hikâye ve romandan sıyrılmak gerekiyor. Bizler için belki çok geç. Malzemenin yerli, eserlerin ruhunun yerli ve İslami olması yetmiyor. Gerçekleştirilmesi gereken tam anlamıyla Müslüman sanatçı olmaktır. Bunu tarif etmekten bile acizim. Bu konuda durmadan düşünün. Sanatkârlık, mücerret sanatkârlık, bu konularda göstereceğimiz hassasiyete, bin kere feda edilebilecek bir yetenektir. Bir yerde bir hiçtir. Bütün yazdıklarımızın içinde vazgeçilmeyecek bir cümlemiz var mıdır? Böyle bakın meseleye ve sakın ki ben de bir şey yapmıyorum duygusuna kapılmayın.

Yalnız size değil, fakat aynı şeyleri kendime de söyleyerek yazdım. Madem sözü, kendimizi de katarak “Müslüman sanatçı” olmak noktasına getirdik, burada temayüz etmenin, rehber olmanın, makbul şeyler yazmanın yollarını da söyleyelim. İlkin Allah korkusu bu açıdan, yazılan her cümlenin sorumluluğunun idraki…Zinhar bir tek vakit olsun, namazı bile bile, göz göre göre kazaya bırakmamak, sabah namazlarını mümkünse camide kılmak, her an pırıl pırıl temiz olmak, her bakımdan ve hep Allah ve Paygamberi konuşan kişileri arayıp bulmak ve kendine kötülüklerden nasıl el etek çektiğini maddi delillerle ispat etmek, eylem halinde.

Benim yazım oldukça okunaksız. Maalesef biraz ağır yazmak için sabrım ve zamanım yok. En iyisi daktilo kullanmak. O da her zaman mümkün olmuyor. Umarım bu mektup bazı şeyleri yeniden düşünmeye ve kavramaya vesile olur.

Selam ve sevgilerimle..
Cahit

Cahit Zarifoğlu Mektuplar adlı eseri Kitapyurdu üzerinden satın alabilirsiniz.

Nizamettin Gümüş {Nizamettin Gümüş}

Okur Yazar Blogger. Siyasetten bahsetmeyi ve yazmayı sever. Memleketi Sinop’a tutkundur. Haber sitelerinde köşe yazarlığı yapar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir