Biyografi 53 0

Mahmut Celalettin Ökten Hayatı ve Yaşadıkları

0% Ortalama Puan

%

“Asrın ihtiyaçlarını müdrik, Doğu’yu ve Batı’yı bilen münevver, aydın desinler diye dinden taviz vermeyen, dindar desinler diye de dinden taviz vermeyen, tavizsiz fakat müsamahakâr bir gençlik…” cümlesi Mahmut Celalettin Ökten Hoca’nın ömrünü adadığı gayenin özetidir.

Mahmut Celalettin Ökten

Yeni bir neslin teşekkülü için eğitim sahasında koşturmuş bir şahsiyet Mahmut Celalettin Ökten. 1882’de Trabzon’da doğdu. Dini ilimler alanında isim yapmış köklü bir aileye mensuptur. Dört yaşında iken babası Salih Zihni Efendi’nin, kısa bir süre sonra da annesi Güller Hanım’ın vefatı üzerine babaannesinin himayesinde büyüdü. Küçük yaşta hıfzını tamamladı. Rüşdiyeyi bitirdikten sonra Trabzon idadisi’ne kaydoldu; bir yandan da medreseye devam etti. İdadide okuduğu yıllarda dedesi Ömer Feyzi Efendi’nin yerine Trabzon Çarşı Cami’nin imam-hatipliğini yaptı. 1905’te mezun olunca Istanbul’a giderek Darülmuallimin-i Aliyye’ye girdi. Bu okulu bitirdikten sonra Darülfünun Edebiyat Şubesi’ne kaydoldu. Darülfünunda hocaları Babanzade Ahmet Naim, İzmirli İsmail Hakkı ve Mehmet Akif beylerin yakın ilgi ve sevgilerine mazhar oldu. Bu arada Fatih dersiamlarından Mustafa Asım ve Muğlalı Ali Rıza efendilerden kelam ve usul-i fıkıh sahasında özel dersler aldı.

Celalettin Efendi, 1911 yılında Darü’l-Fünun Edebiyat Şubesi’nden mezun olunca İstanbul Sultanisi Arapça muallimliğine tayin edildi. İlmi yetişkinliği yanında başarılı eğitim metodu sayesinde kısa sürede “Celal Hoca” olarak şöhret buldu.

O yıllar Osmanlı Devletinin hakimiyet sınırlarının daralmaya başladığı bir dönemdi. Ardarda süren savaşların ardından gelen parçalanmalar. Osmanlı Devleti yıkılırken geride sadece yıkıntılar ve yoksulluklar değil köklerinden koparılmış, şahdamarı kesilmiş bir nesil kalmıştı.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun çıkması ve medreselerin kapatılmasının ardından açılan İstanbul İmam-Hatip Mektebi’nde Arapça muallimliğine tayin edildi. Bir süre sonra “Tevhid-i Tedrisat Kanunu”nun aleyhinde konuştuğu iddiasıyla açığa alındıysa da yapılan tahkikat neticesinde görevine iade edildi. Ardından da İstanbul Sultanisi Arapça muallimliğine geçti. Harf devriminden sonra Arapça derslerinin kaldırılması üzerine okulun Türkçe hocalığını üzerine aldı. Uzun yıllar Istanbul’un çesitli okullarında Türkçe, edebiyat, felsefe ve mantık dersleri okuttu. Vefa Lisesi’nde felsefe hocası iken 1947 yılında emekliye ayrıldı.

Mahmut Celalettin Ökten Hoca, 1949 yılında Maarif Vekaleti’nce Istanbul’da açılan imam-hatip kursuna müdür ve öğretmen olarak tayin edildi. Kursun başlangıçta öğrenci sıkıntısı çekmesi üzerine sokaktan gündeliğini ödeyerek topladığı amelelerle çözdü. Böylelikle kursun tanıtımının yapılacağı süreç içerisinde teftiş esnasında kursun öğrenci eksikliğinden kapatılmasına engel olmaktı. Bu vesile ile sadece pratik bilgiler vermeyi hedef alan bu tip kursların yeterli olmadığını gördü ve bunların orta dereceli okullar haline getirilmesi gerektiği düşüncesiyle başta dönemin Maarif Vekili Tevfik İleri olmak üzere birçok yetkiliyle görüşmeler yaptı. Sonuçta imam-hatip okullarının açılması yönünde karar alındı ve 13 Ekim 1951’de imam hatip okullarının açılmasına karar verildi.

Celal Hoca, 17 Ekim 1951 tarihinde öğretime başlayan İstanbul İmam-Hatip Okulu’nun ilk müdürü oldu. Türkiye’nin dini, ilmi, kültürel ve sosyal hayatında önemli yeri olan imam hatip okullarının kurulması fikrinin ilk sahibi ve ilk program yapımcılarından biri olması dolayısıyla Mahmut Celalettin Ökten Hoca İmam Hatip okulları için mümtaz bir yere sahiptir. Bu okulların yaygınlaşması için İlim Yayma Cemiyeti’nin kurulmasında da yer alarak İstanbul ve taşradaki hayırsever müslümanların bir araya gelmesine öncülük eder ve bu okulların halka mal olmasını sağlar.

Yüksek İslam Enstitülerinin kurulmasında da katkısı olmuş, bu okullarda ilm-i kelam ve tehdit dersleri vermiştir. Yüksek İslam Enstitüsü’nde iki yıl ilm-i tevhid ve kelam derslerini okutan Celal Hoca 21 Kasım 1961’de vefat etti ve Edirnekapı (Sakızağacı) Şehitliği’ndeki aile kabristanına defnedildi.

Islami ilimlerin öğretimi bakımından sıkıntıların yaşandığı Cumhuriyet’in ilk yıllarında Celal Hoca, mevcut şartlarda yapılabilecek işlerin olduğu kanaatiyle mücadele vermiş biridir. Gayretli, aynı zamanda sabırlı ve kanaatkar bir anlayışla yerli kültürün yeni nesle aktarılmasında önemli hizmetlerde bulundu. Sade bir yaşantısı, çevresine gösterdiği olağanüstü sevgi ve saygısı vardı.

Sürekli kitap okuyan, hafızasında beş bin beyit bulunan Celal Hoca’nın, Doğu ve Batı kaynaklarından tercüme ederek derlediği sarf, nahiv, edebiyat, kelam, İslam felsefesi, felsefe ve ahlaka dair kitap ve makaleleri bulunmaktadır. İslami ilimlerde metodoloji konusuyla ilgili çalışmalarının yanı sıra ilm-i kelam’ın çağımız insanına hitap edecek tarzda güncellenmesini gerekli gören Celal Hoca’nın bu gaye ile hazırladığı tamamlanmamış bazı çalışmaları da bulunmaktadır.

Daha ilk gençlik yıllarında, bir Ramazan günü camide okunan mukabele esnasında, “Ya Rabbi! Eğer bana Kitab’ının dilinden anlamayı nasip edersen ölünceye kadar bu dinin dellalı olurum” diye dua etmiş ve bütün ömrünü bu yola adamıştır. Yakın dönem kültür ve eğitim tarihimizde ağırlıklı bir yeri olan Mahmut Celalettin Ökten’de en görünür vasıf samimiyeti ve ciddiyetiydi. Ayrıca sadece dini eğitimin resmileştirilmesi için gösterdiği çaba değil, Celal Hoca’yı unutulmaz kılan mesleği ile bütünleşmiş bir muallim olmasıdır.

Nizamettin Gümüş {Nizamettin Gümüş}

Okur Yazar Blogger. Siyasetten bahsetmeyi ve yazmayı sever. Memleketi Sinop’a tutkundur. Haber sitelerinde köşe yazarlığı yapar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir