Kasiyun Dağı İnsanoğlunun Sürgünü

Birkaç günlük aradan sonra yine birlikteyiz. Haydi biraz dertleşelim dostlarım. Zamanı seyredebileceğimiz hakim bir dağ başına gidelim. Neresi olabilir diye fazlaca düşünmeden Kasiyun Dağı’nda duraklayalım. Yeryüzünde yaratılan ilk topraklara uzanalım. Bilâd-ı Şam’ı seyredelim. Seslensin bize Kasiyun Dağı;

“Ey İnsanoğlu!

Aradan geçen binlerce yılın ardından neden hâla aynı noktadasın? Nedir sendeki bu hırs?”

Kasiyun Dağı

Çocukken gün battı mı bir köşede ağlardım
Nihayet döne döne aynı noktaya vardım*

İlk kanın döküldüğü, ilk zulmün yaşandığı yerdir Kasiyun Dağı! Kabil’in katil Habil’in teslim olduğu yerdir Kasiyun Dağı! Biz Ademoğulları’nın dünya sürgünündeki aldandığı yerdir Kasiyun Dağı!

Somon balıkları yumurtadan çıkar çıkmaz hızla uzaklaştıkları nehrin gözesine ömürlerinin sonunda tekrar dönerler. Ölümüne bir yüzüş ve dönüştür. Her türlü tehlikeyi göze alıp akıntıya karşı yüzerler. Kaynağa ulaştıklarında ise artık ömürleri bitmiştir.

Hazreti Adem Aleyhisselam’ın ilk ayak bastığı, ilk cinayetin işlendiği topraklar bugünlerde son cinayetlere de sahne oluyor. Halep’te, Humus’ta, Hama’da Dara’da ve diğer şehirlerde başlayan Suriye savaşı Şam’a ulaştı. Eski ismi Aşk Demi anlamına gelen “Dımeşk” olan bu şehir kan gölüne döndü yine!

Insanoğlu balık misali başladığı yere aynı noktaya döndü! Dünya Savaşları, Yüzyıl Savaşları, Hun Akınları, İskender’in Seferleri, Kuzey Güney Savaşları, Balkan Harbi, Normandiya Çıkarması, Atom Bombaları, Halepçe, Çanakkale, Mercidabık, Sırp Sındığı, Paerl Harbor.. Ne bileyim, aklımıza gelen veya gelmeyen bütün savaşları yaptıktan sonra başlangıç noktasına geldik. İlk mazlum, ilk mağdur, ilk şehid Habil’in kabrinin yanıbaşında birbirimizi boğazlamakla meşgulüz bugünlerde!

İlk cinayete dağlar, taşlar ve kuşlar (karga) şahit oldu yeryüzünde. Şimdi, 7 milyar kişiye yaklaşan insanlık ailesinin neredeyse tamamı şahit oluyor bu vahşete. Kimsenin kılı kıpırdamıyor. Tanışıp kaynaşmak için ayrı yaratılan kavimler birbirine düştü. Ölen de öldüren de insan; ama herkes bunu seyrediyor.

Hemen yanıbaşımızda, komşumuzda cinayetler işeniyor, kardeş kanı akıyor, seyirci kalıyoruz.

Akıl tutulması gibi bir şey…

Duygularımıza tercüman olması için imdada çağırdığımız Üstad’ı bırakmayalım bir beyitle. Ne dersiniz, yazının sonunu, O’nun Çile’sindan  bir ızdırab çığlığı ile bitirelim mi?

Bitirelim, vesselam…

Kazanda su kaynasa sanki ben pişiyorum
Bir kuş bir kuş öldürse ben can çekişiyorum*

*: Necip Fazıl Kısakürek

Author: Nizamettin Gümüş

Okur Yazar Blogger. Siyasetten bahsetmeyi ve yazmayı sever. Memleketi Sinop'a tutkundur. Haber sitelerinde köşe yazarlığı yapar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir