Kapitalist Konfor ve İnsanlığın Satılması

Şundan emin olabilirsiniz bu yazıda basit kapitalizm ve toplum eleştirisi olmayacak. Belki de olabilir. Okuyucunun konfor düşüncesine bağlı.. Yazdığım bu yazımı ve bundan sonra yazacaklarımı okumaya başlamadan önce bilmeniz gereken bir husus var. Bir gerçek sırf klişe halini aldı diye gerçekliği zedelenecek değildir.

Kapitalist Konfor ve İnsanlığın Satılması

Ölüm korkusu cesaret aşılamalı

Hayatımızın büyük çoğunluğunda, tercih etmediğimiz okullara gidiyor, beğenmediğimiz işlerde çalışıyor, hoşlanmadığımız insanlarla muhatap olmak zorunda kalıyoruz. Maalesef yaşantımızın büyük çoğunluğunu afâki işlerde, başkalarını daha mutlu daha zengin etmek için harcıyoruz.

Bu monotonluktan güzel bir uyku esnasında veya bir kazada “hık demeden” ölmeden önce, o son nefesi verme noktasında aklınız yerinde ve bilinciniz açıksa; Siz de ve zenginliği nedeniyle size insan gibi davranmayan patronunuz da o son kertede diyeceği söz, “Eyvah, bunun için miydi bütün bunlar!?” olacaktır.

İnsanlık ölümün gerçekliğini tam olarak kavrayabilmiş değil. Ölüm denen olgunun farkındalığını zihnimizde oluşturabilseydik psikolojik çözümlemeler safsatalarıyla bizlere ölüm korkusunu aşılayamazlardı. Ölüm üzerinden bilinçaltımıza korkaklık ve ürkeklik hissini veremezlerdi.Oysa ölüm korkusu bizi cesur olmaya götürmeliydi. Dünyada kaybedecek hiçbir şeyimizin olmadığını anlatmalıydı.

Dünyanın en zengin insanı olan Carlos Slim Helu’da olsan, Petrol kralı Abdullah Bin Aziz’de olsan, Dünyanın en zeki adamı Leonardo Da Vinci’de olsan, pop kralı Tarkan’da olsan, futbol uzmanı Messi’de olsan öleceksin/ölüyorsun.

Zenginlik temalı örnekleri alay konusu olarak kullanmadım. Bilakis zenginlik hayatın süsüdür. Ama sadece süs! Miting öncesi etrafa asılıp ortalığı şenlendiren, ancak ertesi gün belediye görevlilerince çöpe atılan flama ve parti bayrakları gibi süs. Amaç edinilemeyecek hedefe koyulamayacak kadar geçici. İşte bunca süs niteliği taşıyan olguları kavrayamayan insan da miting sonrası çöpe atılan süsler gibi öldükten sonra tabiri caizse çöpe atılıyor, çürümeye terk ediliyor.

Ölümü anlayabilmek için üzerinde bu kadar durmak umarım yeterli gelmiştir.

İnsanlığını sat konfor al!

Avrupa eksenli Aydınlanma Çağı ile başlayan ve Sanayi Devrimi ile devam edip son 300 yıl boyunca insanları etkisine alan bir hastalık belirdi: Sonu olanı gaye edinmek!

Neden sonu olanı gündemimizin tam ortasına koyup bütün hesaplarımızı ona göre yapıyoruz? Neden sonu olanı amaç edinip, sevmediğimiz hayatlarımıza razı geliyoruz?

Cevap: Konfor

Birey + (artı) Konfor – (eksi) İnsanlık = (eşittir) Kapitalizme kölelik!

İnsanlığın en gereksiz ticareti insanlığını satıp konforu satın almasıdır.

İnsanların hoşlanmadıkları ve içtenlikle kabullenemedikleri işlere, kişilere boyun eğmenin şüphesiz birden fazla nedeni olabilir, lakin en büyük etken su götürmez bir şekilde konfordur. Senin, benim ve bizim gibilerin içler acısı rezilce kabullenişi bu sebepledir.

İçimizde büyüttüğümüz bir idealimiz vardır, hayalimizdeki biz. Bu ideal bazen bir dizi/film karakteri bazen de erişilmesi güç bir şahsiyet olur. Hayatımız ne o film karakterlerinin hayatına ne de o erişilmesi güç şahsiyetin hayatına benzer ama biz yine de onlara hayran olur, onlar gibi yaşamanın hayalini kurarız. Onlardaki konfora özeniriz.

İnsanlığı, ahlakı satıp konforu satın almaya çalışmak yeryüzündeki en kötü ve kârsız alışveriştir. Çin’de üretilip üzerine Polo yazınca 50 katı daha fazla ödediğin gömleği almaktan da kazıktır. Zira insan kendine olan saygısını satar. Kendine olan saygısını satan biri artık sadece bedenen var olan biyolojik canlı halini alır.

İçindeki o konfora ulaşma arzusu ve ölümü anlayamamanın eksikliği insana zihninde engeller oluşturur. Sense hiç bir zaman bu engellerin varlığından haberdar olamazsın. Hani sahibi tarafından köle Django kırbaçlanıyordu ya, Sen de onun yerine envai çeşit hakarete ve aşağılanmaya maruz kalıp sesini çıkarmıyorsun. Hani köle Django’nun ne giyeceğine sahibi karar veriyor ya, Senin de ne giyeceğine başkaları karar veriyor veya Sen sırf birilerine uyum sağlamak uğruna istemediğin kıyafetleri giymek zorunda kalıyorsun. Farkında olamadığın için bunun da kendi özgür kararın olduğunu zannediyorsun. Hani köle Django’yu sahibi “Sen zeki bir zencisin ama benim zeki zenciye ihtiyacım yok” diye pazarda satılığa çıkarıyor ya, Sen de toplumdan dışlanma korkusuyla sivrilmiyor, fark ettiğin doğruları içine atıyorsun.

Bunlar maalesef saymakla bitmeyecek görünmez engellerden birkaç tanesi.
Halbuki ölümün var olduğunu bir yaşam içerisinde konfor ve prestij için yaşamak kadar gereksiz bir şey yoktur. Ölümün olduğu bir hayatta, tek korkulmaması gereken şey ölümdür. Zira kaçınılmazdır.

Hedef Merkezini doğru seç

İnsanların beğenme duygusundan tutun da ahlaki yargılarına, size olan sadakatlerine, sevgi ve saygılarına kadar her şeylerinin değişken olduğu bir hayatta, en son amaç edinilmesi gereken şey bu dünyaya ait olanlardır. Başta da konfor!

Bırakalım bu konfor ve güç kaygısını. Sonu olmayan alemin kaygısını gütmek insanlara Pierre Cardin gömlekten daha faydalılar. Her ne kadar insanlar tarafından adam yerine koyulmak için o gömleği giymek zorunda olsan da, tıpkı o gömlek gibi o insanlar da bir gün çöpü boylayacak!

Hayatının hedef merkezine sonu olmayanı, yani Allah’ı koyabilen ya da bunun için çabalayan ve en akıllı ticareti yapan herkese selam.

Author: Nizamettin Gümüş

Okur Yazar Blogger. Siyasetten bahsetmeyi ve yazmayı sever. Memleketi Sinop'a tutkundur. Haber sitelerinde köşe yazarlığı yapar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir