Hazreti Muhammed’in Sireti ve Sureti

Kaynaklarımızda Hazreti Muhammed’in sireti ve sureti (ahlakını, davranışlarını, fiziki özelliklerini) anlatan birçok rivayet mevcut. En çok bilinenlerinden biri, Hz. Muhammed’in sevgili torunu Hz. Hasan’ın üvey dayısı Hind b. Ebu Hale’den (ö. 656) naklettiği rivayettir. Hind, Hz. Hatice’nin Hz. Peygamber ile evliliğinden önce evlendiği ilk eşi Ebu Hale Hind b. Zürare et-Temimi’nin oğludur. Hind’in Cemel Savaşı’na Hz. Ali’nin yanında katıldığı ve burada vefat ettiği anlaşılmaktadır.

Hazreti Muhammed'in Sireti ve Sureti

Hazreti Muhammed’in Sireti ve Sureti İçindekiler
1- Giriş
2- Sureti Nasıldı?
3- Sireti Nasıldı?
4- Özel Hayatı Nasıldı?
5- Sosyal Hayatı Nasıldı?
6- Halk içinde Nasıldı?
7- Arkadaşları ile Arası Nasıldı?
8- Sükutu Nasıldı?

Allah’ın Elçisi Hazreti Muhammed Aleyhisselam

Son ilahi mesajı insanlığa ileten Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam dünya tarihinin yönünü değiştiren, yaşadığı dönemden bugüne kadar hakkında en fazla konuşulan ve yazılan insandır.

Onu gerçek kimliğiyle anlatmaya gayret edenler kadar, özellikle son asırlarda İslam medeniyetine ve Müslümanlara savaş ilan eden odak ya da kişilerin aleyhinde olumsuz bir algı operasyonu yaptıkları da bir gerçektir. Ancak şundan eminiz; Bugüne kadar insanlığın yolunu aydınlatan mesajını karartmaya kimsenin gücü yetmediği gibi bundan sonrada yetmeyecektir.

Hazreti Peygamber’in hayatı, son ilahi mesajın ilk muhatabının pratiği olması hasebiyle kendi döneminden bugüne kadar ilgi gormektesir. Yaşadığı dönemde de bugün de insanlar için “üsve-i hasene” olmaya ve getirdiği mesajla insanlığı aydınlatmaya devam etmektedir.

Hazreti Muhammed’in Sireti ve Sureti (Sureti Nasıldı?)

Hz. Hasan, Hind’e Hz. Peygamber’i kendisine tavsif etmesini istiyor. Hind Allah’ın Elçisi’ni şöyle anlatıyor:

Resulullah heybetli ve muhteşem bir kişiydi. Yüzü dolunay gibi parlardı. Orta boyluya göre biraz uzun, uzun boyluya göre biraz kısaydı. Heybetli bir duruşu vardı.

Saçı ne kıvırcık ne de tam düzdü. Ucundan biraz kıvırcıklık vardı. Saçları uzadığı zaman uç kısımlarından biraz ayrılırdı. Saçları çoktu, ancak kulak yumuşağını geçmezdi.

Ten rengi al beyazdı. Alnı genişti. Kirpikleri uzun, kaşları kavisliydi. Kaşları kaş kemiğinden itibaren kavislenmeye başlardı ve kaşlarının başı kalın ucu inceydi. İki kaşı arasında kendisini haşmetli gösteren bir damarı vardı.

Burnu uzuna yakındı. Bakıldığı zaman kendisinde onu yücelten bir nur olduğu görülürdü. Gırtlağı biraz çıkıktı. Sakalı gürdü. Elmacık kemikleri çıkık, fakat yukarı doğru dik değildi, yanakları aşağı doğru biraz kavisli, düz ve pürüzsüzdü. Ağzı orta büyüklükten daha büyükçe idi. Dişleri beyaz ve araları biraz ayrıktı. İki dudağının ince kısımları buğday rengindeydi.

Göğüs kagesinden göbeğine kadar uzayan kısımda ince yol halinde kıl vardı. Boynu normal uzunluktaydı; gümüş beyazına benzer hoş ve güzel bir beyazlığı vardı. Vücut yapısı mutedildi; normal irilikteydi ve organları arasında uyumlu bir orantı vardı. Karnı düz ve göğsüyle aynı hizadaydı.

İki omuzunun arası ve göğsü genişti. Omuz, kalça, diz ve dirsek kemikleri gibi iki kemiğin birleştiği yerlerdeki kemikleri büyüktü. Vücudunun kıl olmayan yerleri parlaktı. Göğüs kafesinin üst kısmından göbeğine kadar uzayan kısımda ince yol halinde kıl vardı. Karnında ve memelerinde kıl yoktu. Kolları, omuzları ve göğsünün üst kısımları kıllıydı. Kollarının bilek kısımları uzundu.

El ayası genişti. Ayak parmakları uzun ve düzdü. Elleri ve ayakları büyükçeydi. Ayaklarının orta kısmında, bastığı zaman yere değmeyen çukurluk vardı. Yürüdüğü zaman ayağını hızlıca kaldırır, gevşek ve ağır şekilde yürüyen adamlar gibi yapmazdı. Sağa sola yalpalamadan dik ve doğru yürürdü.

Bir tarafa baktığı zaman başını çevirerek bakar, sadece gözünü çevirerek bakmazdı. Bakarken gözleri ne tam açık ne de kısık olurdu; gözlerini normal şekilde açarak bakardı. Onun ulu bakışları düşünceliydi. Karşılaştığı kişiye ilk önce o selam verirdi.

Hazreti Muhammed’in Sireti ve Sureti (Sireti Nasıldı?)

Hz. Hasan dayısı Hind’e, “Konuşmasıyla ilgili özelliklerini anlat” dedi. Hind anlatmaya başladı:

Resulullah daima düşünceliydi. Çoğu kez hüzünlüydü. Rahat bir anı yoktu. Ihtiyaç olmadan konuşmazdı. Uzun müddet susardı. Söze başlayıp meramını anlatır sonra sözü uzatmaz, sözü çabuk bitirirdi. Anlatmak istediģi şeyi kısa ve özlü cümlelerle ifade ederdi. Konuyu izah için yeterli derecede konuşur; ne fazla ne de eksik söylerdi.

Kibar ve yumuşak bir konuşması vardı. Kaba ve aşağılayıcı değildi. Nimet ne kadar küçük ve değersiz gibi olursa olsun, onu ve onunla ilgili herhangi bir şeyi kötülemez ve kötü görmezdi. Dünya ve dünya ile ilgili şeyler onu kızdıramazdı. Ortada bir hak bulunur, onu kimse tanımaz ve yerine getirmezse yerinde duramaz; o hakkı yerine getirirdi. Fakat kendisi haksızlığa uğradığında başkasından yardım istemez ve kendisine yardım edilmemesi halinde de kızmazdı. Bir şeye işaret ederken kolunu uzatır, bütün eliyle işaret ederdi. Bir şeye hayret ederse elini çevirirdi.

Birisiyle konuştuğu zaman sağ elinin başparmağını sol elinin avuç içine koyardı. Kızdığı zaman kendisini toplayarak sessizce oradan ayrılırdı. Bir şeyden hoşnut olduğu zaman gözlerini kapar ve bir müddet susardı. Gülmesinin çoğu tebessüm şeklindeydi. Geçici sevgilerden uzak dururdu.

Hazreti Muhammed’in Sireti ve Sureti (Özel Hayatı Nasıldı?)

Hz. Hüseyin, babasına Hz. Peygamber’in özel hayatını sorunca Hz. Ali şöyle anlattı:

Ancak kendisine izin verilmiş olan bir yere girerdi. Ailesiyle birlikte kaldığı zaman bunu üç kısma ayırırdı: Bir kısmını Allah için, bir kısmını kendisi için, bir kısmını da ailesi için… Kendisi için ayırdığı vaktin yarısını da halka tahsis ederdi. Kendisine has olandan umuma ayırırdı.

Onun ahlaki özelliklerden biri de, dini açıdan faziletli olan insanlarla meşgul olsa bile herkesin gelip kendisiyle görüşmesine izin vermesiydi. Ancak onun yanında insanların değeri, dine olan sadakatlerine göreydi. Bunlardan kimilerinin bir ihtiyacı, kimilerinin iki ihtiyacı, kimilerinin daha fazla ihtiyacı oluyordu. Resulullah onların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırdı. Ümmetin bütün problemlerini çözmeye ve onların durumlarını düzeltmeye çalışırdı.

Ayrıca onlardan, kendilerine anlattığı şeyleri kendilerinden sonra gelenlere haber vermelerini ister ve şöyle derdi: “Burada hazır olan, hazır olmayana bildirsin. Kendilerine ulaşamadığım için ihtiyacını gidermeye gücümün yetmediği kişileri de bana bildirin. Kim yöneticiye, ihtiyacını gidermek için ulaşamadığı bir kişiyi haber verirse Allah da kıyamet gününde onun ayağını kaymaktan korur.” Onun yanında sadece bu söylenirdi ve hiç kimseden bundan başka bir şeyi kabul etmezdi.

Hazreti Muhammed’in Sireti ve Sureti (Sosyal Hayatı Nasıldı?)

Hz. Hüseyin, Hz. Peygamber’in sosyal ilişkilerini sorunca Hz. Ali şöyle dedi:

Kendisini ilgilendirmeyen şeyi konuşmaktan uzak dururdu. İnsanlarla kaynaşır ve kendisinden nefret ettirmezdi. Her kabilenin büyüğüne ikramda bulunur ve onları kendi halkına emir tayin ederdi. İnsanları fitneye düşürmekten sakınırdı. Hiç kimseyi bir kötülüğü işlemekle veya yaratılışındaki bir kusurla itham etmemekle birlikte insanlara karşı tedbirli ve uyanık davranırdı. Ashabının durumunu her zaman kontrol ederdi. Onların durum ve gidişatını sorar, iyi gördüğü hususlarda onları teşvik eder ve bu konuda onlara destek vererek durumlarını güçlendirirdi. Kötü olan şeyi kötüler ve aşağılardı. İşleri yapar, düzeltir, aralarını bulurdu; bozup dağıtmazdı. Onun her hali mutedil ve orta halliydi. Hakkı söylemekten geri durmaz, ancak dinin sınırlarını da zorlamazdı.

Onun yanında insanların en faziletlisi, en samimi ve en sadakatli olandı. Onun yanında makamı en yüce olan sireti ve dayanışması en güzel olandı.

Hazreti Muhammed’in Sireti ve Sureti (Halk içinde Nasıldı?)

Hz. Hüseyin Resulullah’ın bir mecliste nasıl davrandığını sorunca Hz. Ali şöyle dedi:

Bir yerde otururken ve kalkarken mutlaka Allah’ı zikrederdi. Kendisinin oturması için belirli yerler ayarlamaz ve başkalarına da yer tayin etmeyi yasaklardı. Bir topluluğun yanına gittiği zaman bulunduğu yere oturur ve herkesin böyle yapmasını emrederdi. Herkese mecliste bir pay verirdi. Onunla birlikte oturanların hiçbirisinde, aralarından herhangi birinin Resulullah nezdinde daha değerli olduğu düşüncesi olmazdı.

Kim bir ihtiyacı sebebiyle yanına gider, oturur veya kendisine yaklaşırsa ayrılıncaya kadar onunla beraber yürür; ona ayak uydururdu. Kim ondan bir ihtiyacının giderilmesini isterse ya ihtiyacını karşılar ya da ona güzel söz söylerdi.

Ahlakanın enginliği bütün insanları kuşatmıştı. Sanki o hepsinin babasıydı. Hak konusunda onun yanında hepsi eşitti. Onun meclisi hilm, haya, doğruluk ve güven meclisiydi. Meclisinde sesler yükselmez, kötü şeyler enine boyuna konuşulmaz ve kötü şeylerin konuşulma zarureti hasıl olduğu zaman da bir hata olacağından korkulmazdı.

Onun meclisinde oturanların birbirlerini ancak takva ve tevazu ile üstün tuttuklarını, büyüğe hürmet, küçüğe merhamet ettiklerini, ihtiyaç sahiplerini kendilerine tercih ettiklerini görürsün.

Hazreti Muhammed’in Sireti ve Sureti (Arkadaşları ile Arası Nasıldı?)

Hz. Hüseyin babasına, “Resulullah’ın kendisiyle birlikte oturup kalkan arkadaşlarına karşı tutumu nasıldı?” diye sordu. Hz. Ali şöyle dedi:

Daima müjdeleyiciydi. Yumuşak huyluydu. Herkes yanına gidip ondan bir şey isteyebilir veya bir şeyi teklif edebilirdi. Kaba ve sert tabiatlı değildi. Gürültücü, ona buna bağırıp çağıran, ayıplayan, kötü ve çirkin söz söyleyen, çokça övgüde bulunan biri de değildi. Arzu etmediği şeyleri önemsemezdi. Bu şeylere ınsanları ne teşvik eder, ne de sakındırırdı. Şu üç şeyden kendini uzak tutardı: Riyakarlık, kanaat etmemek ve faydasız, boş şeylerle meşgul olmak.

İnsanlarla ilgili olarak da şu üç şeyi terk etmiştir: Herhangi bir kişiyi kötülemez ve ayıplamazdı. Herhangi bir kimsenin bilmeden hata etmesini bekleyip bu durumu başa kakma fırsatı olarak kollamazdı. Ancak sevap kazanacağını umduğu bir konuda konuşurdu. Konuştuğu zaman da, kendisiyle birlikte oturan arkadaşları, sanki başkalarının üzerinde kuş varmış gibi, büyük bir sükunetle onu dinlerlerdi. Arkadaşları, o sustuğu zaman konuşurdu. Hiç kimse onun yanında birbiriyle tartışmazdı. Kim konuşursa onun sözünü sonuna kadar dinlerlerdi. Onun yanında konuşulan sözler önem sırasına göre olurdu. İnsanların güldüğü şeye o da güler, onların hayretle karşıladıkları şeyi o da hayretle karşılardı. Konuşmasında ve isteğinde kaba olan yabancıya karşı sabırlıydı. Eğer arkadaşları oralarda ise bazen onları çağırıp “Bakın! Bu kişinin talebi haklı ise ona yardımcı olun” derdi. Ancak uygun ve münasip kişinin övgüsünü kabul ederdi. Haddini aşmadıkça hiç kimsenin sözünü kesmezdi. Haddini aşanı da bundan yasaklayarak sözünü keser, ya da oradan uzaklaşıp giderdi.

Hz. Muhammed’in Sireti ve Sureti (Sükutu Nasıldı?)

Hz. Hüseyin “Resulullah’ın sükutu nasıldı?” diye sorunca Hz. Ali şu cevabı verdi:

Dört hal üzere idi: Hilm (yumuşak huyluluk), sakındırma, ölçülü davranma ve insanları tefekküre sevk etme.

Ölçülü davranması şöyle olurdu: Herkese aynı nazarla bakar ve herkesin sözünü aynı ölçüde dinlerdi. Bu konuda eşit davranırdı.

Tefekküre sevk etmesi fani ve baki olan şeyler hakkindaydı.

Hilmi ve sabrı kendisinde toplamıştı. Kolay kolay hiçbir şey onu kızdıramaz ve endişelendiremezdi.

Üç huyu şahsında toplamıştı: Bir şeyi yapma konusunda onun “iyi” olmasını, terk etme ve uzak durma konusunda da onun “kötü” olmasını esas almıştı. Ümmetinin maslahatına uygun olanı bulma yolunda en güzel görüşü bulmak için olanca gayretini sarf ederdi. Ümmeti için dünya ve ahirette kendilerine faydalı olacak şeyleri bir araya getirmeye çalışırdı.

İbn Abbas Hz. Peygamber hakkında şu tespitte bulunur:

Resulullah ınsanların en çok iyilik yapanıydı. Yüzünde daima müjdeli bir tebessüm vardı. Ahlak bakımından insanların en üstün olanıydı. Karşılaştığı kimseye ilk önce o selam verir, bir adamla tokalaştığı zaman da karşı taraf elini bırakmadıkça o onun elini bırakmazdı.

Yüce Allah bize onun ahlakıyla ahlaklanmayı nasip etsin.

Nizamettin Gümüş

Author: Nizamettin Gümüş

Okur Yazar Blogger. Siyasetten bahsetmeyi ve yazmayı sever. Memleketi Sinop'a tutkundur. Haber sitelerinde köşe yazarlığı yapar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir