Charlemagne Ya da Bilinen Adıyla Şarlman Kimdir?
Araştırmalar

Charlemagne Ya da Bilinen Adıyla Şarlman Kimdir?

Mukaddes Roma İmparatorluğu’nun ve Frankların imparatoru Charlemagne, Batı ve Orta Avrupa’nın büyük bölümünü hakimiyetine almak için 40 seneden fazla bir müddet sanki hiç durmaksızın askeri harekâtlar tertip etti. Avrupa’nın Barbarların, Ortodoksların, İspanya üzerinden gelen Müslümanların ve de paganların saldırıları altında tarumar olduğu bir dönemde askeri ve politik açıdan gösterdiği dirayetli idaresi ile Katolik Avrupa’nın soluk almasını, tekrar kendine olan güvenini kazanmasını sağlamış, bu yüzden “Karanlık Çağlardaki Işık” olarak da anılmıştı.

Charlemagne kimdir?

Büyük Charles veyahut Şarlman olarak da bilinen Charlemagne’in, Ortaçağ’daki en tesirli askerî öncüden biri olarak tarihe geçmesi boşuna değildi. Çünkü silahlı güçleri savaş alanından hep üstün çıkmış ve zaferleri Avrupa medeniyetinin köşe taşı olacak şekilde Cermen, Roman ve Hıristiyan kültürlerinin birleşmesine sebep olmuştu.

Charlemagne, 2 Nisan 742’de III. Pepin’in (Kısa Pepin) erkek çocuğu olarak günümüz Almanya’sının Belçika hududu yakınındaki Aachen şehrinde, o sırada kendi bölgesini kontrol etmek için çabalayan ve komşularını hâkimiyet altına alma mücadelesi veren asil bir ailede dünyaya gelmişti. Baba Pepin, 754 seneninde güç kullanarak Frankların (bugünkü Fransa, Belçika ve İsviçre ile Almanya ve Hollanda’nın bir bölümü) başına geçmiş ve tahta çıkar çıkmaz Loire Nehri’nin güneyindeki toprakları ele geçirmek ve İtalya’nın kuzeyindeki Lombardlara karşı Roma’daki Papa’yı desteklemek için askerî harekatlara başlamıştı. İşte genç Charlemagne da, bu seferler esnasında babasının yanında bulunarak, kılıcın ağırlığını hissetmiş, savaşın acı tadıyla tanışmıştı.

Topraklarında kültür ve bilimin gelişmesi için diğer ülkelerden getirttiği bilim adamı ve sanatçılarla küçük çaplı bir Rönesans’ın temellerini attıran Frank Kralı, özellikle yaptırttığı çevirilerle Roma’nın edebi mirasının canlandırılmasında önemli rol oynamıştı.

Tavsiye Yazı: Tanrı’nın Kırbacı Hun İmparatoru Attila

Orduyu lazım olduğu zaman göreve çağırıyordu

Frankların Kralı, ordusunu tam zamanlı olarak istihdam etmiyordu. Fiziksel olarak engeli bulunmayan herkesin, herhangi bir ücret ödemeksizin orduda hizmet etmesini mecburi kılmış, askerlikleri süresince de silahlarını ve yiyeceklerini kendisi sağlamıştı. Askerler ücret yerine savaş ganimetlerinden pay alıyordu. Charlemagne, ayrıca askerlerinin hisselerini ve ihtiyaçlarını orduyu takip eden bir sığır sürüsüyle desteklemeyi de ihmal etmemişti.

Charlemagne, dönemin en iyi istihbarat servislerinden birini kurmuş ve düşmanın yerini ve cephanelerini tespit etmek üzere casuslar görevlendirmişti. Düşmanı şaşırtmak için genellikle ordusunu iki kısma ayırıyor ve sadece saldırırken birleştiriyordu. Savaş esnasında genellikle önce süvarileri sahaya sürüyor, ardından da piyadeleri desteğe yolluyordu. Savaş bir kere başladıktan sonra ise fazla taktik gerektiren manevralara girişmiyordu. Başarısının sırrı, daha çok, askerlerinin bireysel becerileri ve sayılarının çokluğundan kaynaklanıyordu.

Charlemagne, Saksonlar ile savaştığı sırada imparatorluğunu bugünkü bugünkü güneybatı Fransa ve güney Almanya’ya doğru genişletmek için de seferler düzenlemişti. Bugünkü Macaristan ve Bosna topraklarını almış ve Hunlarla bağlantılı bir kol olan Avarları yenmişti. Ama bununla yetinmeye niyeti yoktu.

İnsanlık, 800. yüzyılı kucaklamaya hazırlandığında, Charlemagne, artık Batı ve Orta Avrupa’nın büyük kısmını kontrol ediyordu. Dünyanın batısındaki en güçlü ordu onun emrindeydi. Aynı yılın Noel Günü Charlemagne, dua etmek için Roma’daki St. Peter’s Bazilikası’na girdi. Papa III. Leo, burada Charlemagne’ye taktığı taçla, kendisinin yeniden kurulan Kutsal Roma İmparatorluğu’nun yeni imparatoru ilan etti.

Charlemagne Ya da Bilinen Adıyla Şarlman Kimdir?

Öte yandan Charlemagne’nin dümenine geçtiği bu yeni Roma, eskisinden çok farklıydı. Öncelikle eskisinin yarısı büyüklüğündeydi. Toprakları günümüzün Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, İtalya, İsviçre, Almanya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Avusturya ve Macaristan’ından oluşuyordu. Yunanistan, Anadolu (Doğu Roma sınırları içindeydi) ve Müslümanların elinde olan İspanya, Kuzey Afrika, Mısır, Suriye, Filistin ve Mezopotamya gibi eski Roma toprakları da Charlemagne’nin bu yeni imparatorluğu’nun sınırları dışında kalmıştı.

Üstelik Charlemagne, bir Romalı da değil, Cermendi. Tüm yaşamı boyunca Roma’yı sadece dört kez ziyaret etmiş ve imparatorluğunu Aachen’den yönetmişti. Charlemagne’nin imparatorluğunun sınırları, öldüğünde, Avrupa’nın büyük bir kısmını kapsıyordu. Ölümünün üzerinden bir kuşak bile geçmeden parçalanan toprakları, ilerde günümüz Almanya ve Fransa’sının temellerini oluşturacaktı. 28 Ocak 814’te 71 yaşında ölüp Aachen’e gömülene dek çok büyük bir savaş yaşamayan Charlemagne, ömrünün son yıllarında daha çok ekonomik ve kültürel reformlara ağırlık vermişti.

Birleşik Avrupa ideali onunla başladı.

Birleşik bir Avrupa’nın kurulması ve Batı kültürünün temellerinin atılması bakımından önemli bir misyon gerçekleştiren Charlemagne, bir komutan olarak her fırsatta liderlik özelliklerini sergilemekten kaçınmadı. Hukukun üstünlüğünü geliştirmede, kitapların ve eski yazıların çoğaltılmasında, Hıristiyan öğretisinin yayılmasında ve Latincenin öğretilmesinde gösterdiği gayretle Orta Çağ’ın önde gelen liderlerinden biri olduğunu kanıtlamıştı.

Charlemagne’nin krallık karşıtı imajı 17. ve 18. yüzyılın Burbon Monarşisi’nin hoşuna gitmemişti. 19. yüzyılın sonlarına doğru ise sadece Alman olarak görülmüş, Fransız tarihi ile bir ilgisi olmadığı ileri sürülmüştü. Birleşik Avrupa fikrinin siyasi olarak dolaşımda olduğu günümüzde ise, bu fikrin ağa babası olarak, hiçbir zaman bu kadar gündemde olmamıştı.

NOTLAR

• Uzun boylu, güçlü, güler yüzlü ama acımasız biriydi. Yüzmekten, avcılıktan ve ata binmekten hoşlanıyordu.

• Krallar ve prensler huzuruna çıktığında ayaklarına kapansa da, özel hayatında, özellikle dört eşinden ikisinin ve annesinin yanında oldukça ezik olduğu söylenirdi.

• İngiliz tarihçisi Norman Davies, Birleşik Avrupa fikrinin Charlemagne ile başladığını öne sürer.

• Abbasi halifesi Harun Reşid ile sıkı ilişkileri vardı. Reşit, Charlemagne’ye bir satranç takımı armağan etmişti.

• 800’de Papa Leo, kendisine Kutsal Roma İmparatoru olarak taç giydirdiğinde, papalık tarihinde ilk ve de son kez bir papa, bir kralın önünde diz çöküyordu. Kendisi, ‘Beni İmparator yapacağını bilseydim, kiliseye gelmezdim’ dese de, tarihçiler, papanın o dönemde Charlemagne’nin bilgisi dışında hareket edemeyeceğini söyler.

• Ölümünden sonra üç oğlunun arasında baş gösteren anlaşmazlıktan dolayı imparatorluğu, Doğu ve Batı Franklar olmak üzere ikiye ayrıldı. Batı Franklar günümüz Fransa’sına, Doğu Franklar ise, önce Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’na, ardından da günümüz Almanya’sına dönüştü.

• Her ne kadar okuma yazma bilmeyen tek Frank kralı olduğu iddia edilse de, İngiltere ve İrlanda’dan getirttiği bilim adamları ve sanatçılarla, topraklarında Rönesans hareketi başlattı. Sanat, bilim ve ticaret döneminde gelişti.

• İktidarında gerçekleşen 50 askeri seferin en az yarısında en ön safta at koşturdu. Savaşı lojistiğine varıncaya dek kendisi planlıyordu. Cephedeki hızlı manevraları, ilerde Napolyon’a da ilham kaynağı olacaktı.

• İslam’ın Avrupa’ya doludizgin girişine set çekmesi nedeniyle Hıristiyanların gözünde ayrı bir saygınlığı vardır.

• İspanya’yı Müslümanlardan kurtarmak için çıktığı Katalan seferi, birçok destan ve efsanenin doğmasına beşiklik etti. En gözde şövalyesi Ronald’ın öldürülmesini konu edinen 4 bin satırlık destan (La Chanson de Roland, Roland’ın Şarkısı) Fransız edebiyatının bilinen ilk büyük eseri olarak kayıtlara geçmişti.

Charlemagne (Şarlman) Vikipedi sayfası

Yorum Yapın

Your email address will not be published.Required fields are marked *