Bağımsız Türkiye Bağımsız Ak Parti

“Ülkemizde, bazı siyasetçilerin kısa hedefli çıkarlara yönelik tutumları yüzünden, halkın siyaset kurumuna ve politikacılara güveni sarsılmıştır. Oysa, demokratik bir toplumda, halkın refah ve mutluluğunu sağlamanın meşru yolu olan siyaset, üstün bir değerdir.

PARTİMİZİN uygulayacağı ilkeli siyasetle hem ülkemizin köklü sorunlarına çözüm üretilecek, hem de halkın siyaset kurumuna karşı sarsılan güveni yeniden
kazanılacaktır.

Süreklilik içinde değişimi arayan, birliktelik içinde farklılıkları koruyan, toplumun dinamizmine güvenen, Dünyadaki gelişmelere ve yeniliklere açık bir siyaset anlayışını hakim kılmayı amaçlayan AK PARTİ, demokrat, muhafazakar, yenilikçi ve çağdaş bir
partidir.”

Yukarıda okuduğunuz cümleler Ak Parti’nin 2003 yılı seçim beyannamesinden bir kesit. 15 yıl öncesinin Türkiyesinde siyasetçiler devleti ve milleti unutmuş kendi çıkarlarının peşine düşmüştü. Ak Parti hem siyaset kurumunun hem de siyasetçilerin kötü geçmişini silmiş itibarını geri kazandırmıştı.

Aradan geçen 15 yıl sonrasında bugün siyasete ve siyasetçilere duyulan güvenin azaldığını, siyasetçilerin devlet ve millet ekseninden çıkıp çıkar eksenine girdiğini söylememiz abartı olmaz. Şuan Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği ve Devlet Bahçeli’nin devlet adamlığı bu yozlaşmayı bir nebzede olsa gizlemekte.

Peki ama nereye kadar?

Ülkemizin 15 Temmuz sürecini yaşamasında en büyük pay siyasetçilerin, bürokratların yetersiz ve isteksiz tavrıdır. Cumhurbaskanının bütün çağrılarına rağmen birkaç bakan ve vekilin haricinde kimsenin harekete geçmemesi, Ak Parti kadrolarında dış bağlantılı ve menfaat düşkünü siyasilerin temizlenmemesi, muhalefet partilerine karşı FETÖ tehdidinin yeterince anlatılıp ifade edilememesi bizi darbe tehlikesiyle karşı karşıya getirdi.

Milletin kararı ve tavrı ortadadır. Devlet iradesinin tavrı ortadadır. Bundan sonra siyasi partilerin de tavırlarını laf ile değil hareket ile belirlemesi gerekmektedir. Özellikle iktidar partisi nasıl ki 15 yıl evvel bütün itibarını kaybetmiş, tükenmiş bir siyaset anlayışından çalışan, hizmet eden bir anlayış getirmişse bugün de aynı anlayış içerisinde olmalı ve hareket etmelidir.

Ak Parti, içerisine yerleşmiş parazitlerden kurtulup dürüst, çalışkan, yapıcı, önce millet ve devlet diyebilen, karmaşık çıkar ilişkilerine bulaşmamış, dava bilinciyle hareket eden isimlerle yol almalıdır. Yerli ve Milli olmanın en önemli unsur olduğu şu günlerde ayak oyunlarıyla değil akıl oyunları ile hareket edenleri bünyesine katmalıdır. Istanbul, Ankara teşkilatlarına verdiği önemi Durağan ve Çorlu teşkilatları da vermelidir. Her teşkilatında, her yapılanmasında aynı hassasiyeti göstermelidir. Genel veya yerel siyaset fark etmeksizin yeni bir rota ve strateji belirleyip Türkiye’yi kuşatan bütün milli ve manevi değerlere sahip çıkan ötekileştirmeyen aksine kucaklayan bir yolda ilerlemelidir.

Genel siyasetin kalbi yerel siyasettir. Yerel siyasetçilerini iyi belirlemelidir. Teşkilat belirlemesinde dost, hatır ilişkisini değil liyakatı ön plana almalıdır. Il veya ilçe başkanlarını dış etkenlere, baskılara karşı koruyabilmelidir. Herhangi bir vekilin, başkanın veya bürokratın etki etmesine, listeye mudahil olmasına müsamaha gösterilmemelidir. Başkan çalışabileceği isimleri kendi hür iradesiyle belirleyebilmelidir. Hatta mümkünatı varsa partilerin isteğine bağlı olarak adayların araştırmasını istihbarat kurumları yapmalıdır. Parti içerisinde FETÖ vebenzeri terör grupları ile ilişkisi olanlar bu şekilde belirlenebilir.

Artık tam bağımsız bir Türkiye yolunda ilerliyoruz. Tam bağımsızlık için hiçbir kişiye veya kuruma bağlı olmayan vatanını milletini seven davasına bağlı isimler ön planda yer almalıdır.

Author: Nizamettin Gümüş

Okur Yazar Blogger. Siyasetten bahsetmeyi ve yazmayı sever. Memleketi Sinop'a tutkundur. Haber sitelerinde köşe yazarlığı yapar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir