28 Şubat Kazanan ve Kaybeden Kim?

1997 28 Şubat ayında darbe kaçkını cuntacılar bin yıl süreceğini iddia ettikleri bir savaş başlattılar. Bu savaşın bir cepheside başörtülü kızlarımızın okuma haklarını engellemek oldu. Peki bu bin yıl sürecek savaşta son durum nedir? Geldiğimiz nokta ney?

28 Şubat

Başörtülü kızlarımız istediği okulda başörtüsüyle okuyabiliyorlar mı? Evet.

Kendi uydurdukları sahte tarikat ve cemaatler üzerinden tarikatler kapatılacak ve tasfiye edilecekti. Bugün tarikatler cemaatler etkin mi? Evet.

8 yıllık kesintisiz eğitim ile İmam Hatip okullarının önü kesilecek bu okullardan mezun olmuş dindar devlet görevlileri de bulundukları makamlardan zaman içerisinde atılacaklardı. Bugün cumhurun reisi İmam Hatip mezunu mu? Evet.

Yurdun dört bir köşesinde yeni İmam Hatip okulları yükseliyor mu? Evet.

Daha çok örnekler verebiliriz. Ancak verdiğimiz örneklerden 28 Şubat darbecilerinin başarılı olamadığını bin yıl sürecek savaşın onbeş yılda bertaraf edildiğini söyleyebiliriz.

Gelin bir de öze işin özüne inelim ve gerçeğin diğer yüzünü görelim.

Başörtüsüyle okumasına izin verilmeyen kızlarımızın o dönemdeki kiyafetlerini tesettür biçimlerini inceleyin sonrasında ise etrafınızdaki ve medyadaki başörtülü hanımların tesettür şeklini inceleyin.

Arada dağlar kadar bir fark göreceksiniz. Maalesef tesettür modaya kurban edildi. Geçmiste tesettürün savaşını verenler dahi modanın rüzgarında eriyip gitti!

28 Şubat sürecinde tesettürlüler zulme uğruyorken günümüzde tesettürün kendisi zulme uğrar oldu.

Cuntacıların kaybettiği noktasında ben de sizlerle hemfikirim. Ancak kazananın biz olduğunu söyleyemeceğim. Kazanan moda ve modernizm oldu. Kazanan dünyevileşme ve rahatlık oldu.

20 sene öncesinde İslami yaşam kaygısı taşıyanların bugün önceliği evler, arabalar oldu. Dünün Dava kavgası kaygısı bugünün geçim kavgası kaygısı haline geldi. Bu kadar hızlı bir değişimi herhalde cuntacı darbeperestler dahi beklemiyorlardı.

Dün darbecilerin fişledikleri insanlar davanın selameti için ciğerlerini patlatıyorken bugün yarım örtülü hanımlar ve dar pantolonlu kirli sakallı gençlere yol açıyorlar.

Bin yıllık savaşta darbecilerin yenilgiye uğratılması önemli bir gelişmedir ancak kazananın biz olduğu noktasında şüphelerim var.

¥¥¥

Zor yıllarda gazete köşelerinde yazarlık yaptığını iddia eden bir kaç zevatın ve siyasetçinin söylediklerini hatırlamanızı istiyorum.

Hatırlayın ve öfkenizi diri tutun!

Güneri Civaoğlu: “Bir gece yarısı oldubittiye getirilerek, Merve Kavakçı’nın Meclis kürsüsünden başörtüsüyle yemin etmesi sağlanırsa ne olur? Kimilerinin gece yarısı ne yapacağı belli olmaz”. Milliyet 1997

Fatih Altaylı: “Kavakçı’nın Meclis’teki eyleminin, Türkiye Cumhuriyeti’ne bir meydan okuma olduğu açık. Benim anladığım kadarıyla Kavakçı suç işliyor. O zaman hakkında dava açılmalı. Ne zaman adam oluruz. TBMM Merve gibilerden temizlendiğinde”. Hürriyet 1997

Ertuğrul Özkök: “(Ecevit) İspanya Meclisi’ni basan askerlerin önüne çıkan o meclis başkanı gibi. Meclis’i basan bir zihniyetin karşısına dikildi. Ecevit’in o gece o konuşmanın Türkiye’de neleri önlediğini tarih yazacak. Merve Hanım çocuklarını almak için gittiği okulda küçücük öğrencilerden aldığı dersler, bu haddini bildirme sürecinin ilk işaretleridir”. Hürriyet 1997

Can Ataklı: “Gerçekten bir ajan provokatör olan Merve Kavakçı, Meclis’teki tüm partilerin gafletinden yararlanarak, çağdaş ve laik Türkiye’yi yaralayan eylemini gerçekleştirdi. Meclis genel kuruluna girmesi, yemin ettirilmese bile uzun süre oturması rezalettir, skandaldır. Buna neden olan tüm siyasi partileri kınamak gerek”. Sabah 1997

Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel: “Bu tür ajan provokatörler çok görülmüştür. Bu da onlardan birisidir. Millet böyle bakacaktır”.

Konumuzla direkt olarak ilgisi bulunmasa da Hasan Cemal adlı kişi de şöyle demiş: “Din hâlâ camiye sokuluyor.”

Author: Nizamettin Gümüş

Okur Yazar Blogger. Siyasetten bahsetmeyi ve yazmayı sever. Memleketi Sinop'a tutkundur. Haber sitelerinde köşe yazarlığı yapar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir